30 Mart 2009 Pazartesi

Yaktım...


Mevsimlerden ilkbahar,
Çalılar çiçeğe,
Otlar böceğe bürünmüş,
Ben se sana..
Yürüyemiyorum,
Ayaklarım bir sana,bir bana gidiyor,
Sabah ayazında bütün sesler kulağımda,
Kuşlar,çocuklar,hatta sahildeki yunuslar,
Birtek senin sesin çıkmıyor..
Bu sabah,
Bedenimin ceplerini boşalttım,
Her bir parçanı çıkarıp bir kenara attım,
Sonra da üstüne ,benzin döküp yaktım..
Dayanamadım,
Aylardır biriktirdiğim gözyaşlarımla ıslattım..
Henüz arkamı dönüp bakmadım,
Korkuyorum,
Ya senden geriye birşey bırakmadım,
Ya da seninle birlikte ruhumu da yaktım..





N.Z 30.03.09

27 Mart 2009 Cuma

Gereksiz


Gereksiz,bugün herşey gereksiz...Yemek,içmek,uyumak,yürümek,hatta konuşmak.Hava ,su ,toprak,güneş,yağmur gereksiz...Ağlamak,düşünmek,duygulanmak,neşelenmek...Günlerimi gecelerime katık yapıp,yemek ,ekmek diye düşünüp,su diye içtiğim sen bile ...

Daha ne kadar dolmamış günüm var bilmiyorum,kim bilebilir ki?Gün doldurmak istemiyorum, o da gereksiz..

Hayat nedir?Bildiğim şey,içinde olduğum şey hayatsa, istemiyorum gereksiz..Herşey yalan,güzellik dürüstlük iyilik arkadaşlık aşk..Madem yalan ,gereksiz...

Bugün böyle hissediyorum öyleyse, dün ve yarın gereksiz..

26 Mart 2009 Perşembe

Mim lenmişim!!!!! Ben Kimim?


Madam Farilya,ben beni anlatmaya kalkınca sayfaların pek yeteceğini sanmıyorum:))) Yine de bunu deniyeceğim,güzel hatrın için.

Efendim,ben bundan 42 yıl evvel Ankara da iki katlı bir evin üst katında,üç erkek çocuktan sonra dünyaya gelen tekne kazıntısıyım.İşin ilginç tarafı da ,bana kadar annemin kız çocukları hiç ama hiç yaşamıyorlarmış,bu dünyaya gelmeyi redediyorlarmış.Sanırım nasıl bir anneye sahip oldukları onlara malum olmuş,ne yazık ki bana olmadı:( ben ısrarla hayata tutunmuşum.Hem çok güzel hem de çok kötü bir çocukluk dönemim oldu.Hangisi ağır basar diye sorulursa *kötü*olan tarafı demekten kendimi alamayacağım:( Bu kötü çocukluk dönemi yerini ,aynı nitelikte genç kızlık dönemine bıraktı.Sadece 14 yaşımda iken 1980 ihtilalinden hemen önce,ortalığın sağ sol kavgalarıyla kan gölüne döndüğü dönemde ,anne ve babam 3 ağabeyimin eve gelmeleri için dualar ederken(başlarına kötü birşey gelmeden),piyango bana vurdu.Siyasi suçlu olarak ,14.yaşımın 4 ayı Mamak cezaevinde geçti.Orada neler kaybettim ,neler kazandım ,bu da ayrı bir konu...Benim yaşımda olup da cezaevine giren diğer gençler ,çıktıktan sonra okul hayatını bıraktı.Ben ısrarla devam ettim.Burdan da anlaşıldığı gibi fazlasıyla inatçı bir kişiliğe sahibim.Hayat felsefem;*imkânsız yoktur,sadece biraz zaman alır*...
Sonra geldik üniversiteye..Lisede, matematik bölümünden mezun olmuştum.Öss tercihlerimin arasından, gele gele inşaat bölümü geldi,tercihlerimin arasına yazdığımı bile hatırlamadığım bir bölüm.Hasbelkader ...Yaptığım puanla Marmara matematiğe ve dil tarih tiyatroya girebilecekken,ailemin(anaerkil)olmazları yüzünden inşaatta okudum.Eski eşimle de o yıllarda tanıştım.Önce çok sağlam bir dostluk ,arkasından tutkulu bir aşk..Onun ter kokusuna aşık olmuştum desem!!!!!Ardından da evlilik...
Ancak ,evliliğimin henüz çok başında ,farklı hemde çok farklı olduğumuzu anlamıştım.Ama dedim ya inatçı ve sabırlı olmamadan dolayı tam 17 yıl sadece benim gayretimle süren bir evlilik yaşadım.17 yıl süren sabrıma 2 yıl evvel noktayı koydum.Maddi anlamda çok şey kaybettim bu noktayı koymakla,yinede verdiğim kararın arkasında durduğum için,gururluyum ve mutluyum.Yani ,ne çocukluğumda,ne genç kızlığımda ne de evliliğimde bana beni yaşatmadılar.Tüm hayatım boyunca ,bana armağan edilen en güzel şeyin,dünya tatlısı 2 kız çocuğu olduğunu düşünüyorum.Annemin bana yaşatmadığı,çocukluk ve genç kızlık duygularını umarım ki ben kızlarıma yaşatıyorumdur.
Bundan 7-8 yıl evvel,o çok istediğim oyuncu olma hayalimi de hayata geçirmeyi başardım.Evet, kesinlikle ,benim bu hayatta en iyi yapabileceğim iş bu iş buna eminim derken,boşanmam dan dolayı hayat bana bi kez daha kazığını attı.Çünkü ;bu işin sürekliliği yok,sadece boş zamanlarımda hobi olarak devam ettirmek durumundayım.Bir yıl çalışıyorsan 2 yıl oturabilirsin,benim böyle bir lüksüm yok artık..
Neyse ,bilmiyorum biraz da olsun *ben kimim*e cevap verebildimmi?
Kısaca;inatçı,gurulu,aşka önem veren,başına ne gelirse gelsin gülmeyi unutmayan,sabırlı,sakin,herşeyi herkesi seven,çabuk inanan yani oldukça saf,yalandan nefret eden,küçük şeylerle mutlu olan,içinde hep küçük,yaramaz bir çocuk olan ,en önemlisi de zırrr deliii biriyim işte.Hee bu arada nufuz cüzdanındaki numaralar benim için hiç bir şey ifade etmez,önemli olan ruh da ki numaralar.....
sevgirimle madam farilya.
BEN DE KARA KALEMİ MİMLEYEYİM

24 Mart 2009 Salı

Dostum Sana...


Seni ilk gördüğüm günü ,daha bugünmüş gibi hatırlıyorum.Tam onüç yıl önceydi.Bir sabah kızımın servise binmesini beklerken camda,sabahın erken saatinde ,asık suratımla,dağınık saçlarımla,geceliğimin askılarını toplamaya çalışırken,bir de üstüne geciken servisin stresini eklersek...
Apartman kapısı açılıverdi.Sarı saçları belinde şık mı şık,parfüm kokusu bana kadar gelen,sen çıkıverdin.Arabanın kapısını açarken,göz göze geldik.Hiç beklemediğim bir şekile,hiç tanımadığım sen den,öyle güzel,öyle pozitif bir günaydın kelimesi geldi ki!!!O nemrut ben gitti,yerine, senin dağıttın enerjiyi son zerresine kadar içine çekmiş yeni ben geldi adeta!!
Arkadaşlığımız,o günden sonra hızla devam etti.
Aradan geçen bunca yılda,neler yaşadık,neler atlattık ikimiz de!Ne insanlar gördük,adeta maskeleri yüzlerine yapışmış,yılların bile meydan okuyamadığı..Ama biz o maskeleri düşürmeyi başardık seninle elele..
Ne kadar yakın arkadaş olsak da,ikimizin de farklı egoları,farklı karekterleri vardı.Biz bunları bilerek,birbirimize gösterdiğimiz o gizli saygıyı yitirmeden,övdük,sövdük,eleştirdik ama sonunda ,el sıkışmayı da bildik.
Farklı dünyaların insanları olmamıza rağmen,bir araya geldiğimizde , tek bir anadan doğmuş gibiydik. Arkadaşımdın,canımdın.Ta ki,yakın bir zaman da ,kardeşimin bile yapmayacağını sen yaptın bana.İşte o gün, arkadaşım değil ,dostum olduğunu anladım.Ve bu duygunun yerini hiç bir şeyin alamayacağını da...
Sen ne arkamda,ne önümde hep yanımda yürüdün dostum..
Senin bana kattıklarının birazını da ben sana katabiliyorsam ne mutlu bana!İyi ki varsın,iyi ki benim dostumsun..
Ne demişler;*aynı dili değil,aynı duyguyu paylaşmak önemliymiş..*



Öykü Atölyesi Paylaşımı için Nurdan 'dan..

23 Mart 2009 Pazartesi

mim konusu

Sevgili PrimaRima beni mimlemedi ama ,ben kendi kendimi mimledim.:))))
1-bana en yakın kızılderili ismi;
çadıra vuran damla olurdu sanırım.,neden mi?beni kim ağlatırsa mutlaka sesini duyarım,bir şekilde rahatsız olur..
2-benimle özdeşleşen hayvan adına gelince..
olsa olsa kedi olurdu herhalde.Çünkü;ben hep üşürüm,sıcak olan yerler favorim ,kediler de öyledir ya!
Bunun dışında maymun da olabilir.Bu aralar elime ne geçse ağzımda,tıkınma dönemimdeyim :((

Evimizin TEK erkeği



Sabaha karşı saat 04 00 ..Evimizin tek erkeği kedimiz çılgın,garip şeyler yapıyor,o uyuşuk tüğ torbası,kıvranıyor ,yerinde duramıyor...Panik olmadım dersem yalan söylemiş olurum.Hani derler ya ,bazen felâketleri hayvanlar hissedermiş,davranışları değişirmiş diye..Yoksa deprem mi olacak diye korktum açıkçası!
Çılgını sakinleştirmek için kucağıma aldığımda ,iğrenç bir koku geldi burnuma.Aman Allahım!Poposunda kocaman bir kaka parçası tüylerine yapışmış,arka bölgesi tamamen kakaaaa!!!!
Tabi çıldırdım!Hem de çılgın dan daha çok...Hemen banyoya girdim ,onu temizlemek için,ama bu mümkünmü?Tüm ev halkını ayağa kaldıracak kadar bağırıyor,beni tırmalıyor,ben onu tırmalıyorum,derken ,gerekeni zor da olsa yaptık.Onu temizlemeyi başardık.Tabi bununla bitmedi.Sabah erkenden doğru veterinere,traş olmaya..Onu veterinere bırakıp eve döndüğümde ,tüm evi kırklar gibi temizlemek zorunda kalmak ta şaka gibi bir şey!!!!
Neyse bizim ki tüğ torbası olmaktan kurtuldu ,böyle daha mı şirin oldu ne!! Biraz utanıyor olsa da bizim erkeğimiz, kesinlikle daha hijyenik olduğu kesin...:)))))))

Puzzle


Tanrım,benim önüme koyduğun tüm puzzle lar bu kadar karışık ve zor olmak zorunda mı?Her seferinde biraz daha karışık,biraz daha içinden çıkılmaz...Bu ,bana verdiğin bir cezamı diye düşünmekten alamıyorum kendimi!
En son öyle bir puzzle attın ki önüme,bir parçasını bile yerine oturtamadığım...Anlaşılmaz!
Tam da en zoru buydu,oh bitirdim dediğim anda ,ne bu şimdi Tanrım?Yoruldum!
Belki de önüme gelen her zordan kaçmalıydım ki,daha kolayını ver diye!Artık kaçıyorum,bu puzzle ı reddediyorum,hiç uğraşmayacağım,yapmaya çalışırken,avuçlarımın teriyle bozulan her bir parçayı da çöp kovasına atacağım.
Hadi ,kime verirsen ver bunu,birkaç parçasının eksik olduğunu anlayacak kadar,çözecek biri varsa tabi.

Üzgünüm ,bu defa yokum Tanrım..

22 Mart 2009 Pazar

Herşey durgun

Bugün ,havada,suda,insanlarda,evde,yollarda garip bir durgunluk,sessizlik var sanki!Herşey,herkes susmuş,başını öne eğmiş,bir şeyler bekliyor gibi..Aklıma ,eski teksas filmlerinden sahneler geldi bir an.Hani, bir kovboyun sessiz sokakta ,tahta sandelyenin ,sallanan sesiyle uyumlu,elinde bir ağaç parçasını şekillendirmeye çalışması..Ya da üç ,beş suratsız insanın bir barda ,birbirlerine haince bakarak sessiz sedasız içkilerini fondip yapmaları..Ve bir anda ,şiddetli nal seslerinin duyulması,ardından silah sesleri,herkesin bir deliğe saklanması...
Evet,acaba benim hissettiğim sessizliğin,durgunluğun sonunda ki gürültü ne olacak acaba?

ŞARKILAR...

Ah Vaçe,gecenin sonunda yaptın yapacağını...Uzun zamandır böylesine hıçkırıklara boğulmamıştım.O son söylediğin ,babana hitaben ,yüreğinin en derininden dile getirdiğin şarkın beni bitirdi.Sabahın nerdeyse 6 sı ama ben hala ağlıyorum,canım babama...Nur içinde yat babam benim.Bu yürek yangını hiç bir şeye benzemiyor Vaçe,ne kadar da haklısın,yüreğine ,sesine sağlık...

21 Mart 2009 Cumartesi

Babalar !!!!!!!!

Benim küçük cadım

Dün akşam eve girdiğimde büyük cadım ,kapıyı endişeli bir yüzle açtı .Ne oldu diye sormama gerek kalmadan,küçük cadımın, ağlayan titrek sesi telefonun diğer ucundakine birşeyler anlatıyordu.
Telefonun diğer ucunda ki kızlarımın babası,benim eski eşim di.
Birdenbire tv de birşeyler izlerken,"ben babamı özledim"diye hıçkırıklara boğuluvermiş,küçük cadım.
İçimde bir şeyler cızzz etti ,onu öyle görünce..
Aslında boşanalı 2 yıl oldu ama,ben 8 yıl önce boşanmıştım ,her anlamda...Tam altı yıl bekledim,küçük cadım 12 yaşını tamamlasın ,doğruyu yanlışı görsün diye..Yine de üzüldüm ,yine de içimden birşeyler kopuverdi işte...Bu kararı veren bendim sonuçta..
Benim kızlarım,diğer boşanan çiftlerde olağan olan, her hafta sonu babaların yanında geçen zaman gibi bir olayı yaşamıyorlar.Ancak üç ,dört ayda bir babalarını görüyorlar(babadan kaynaklanan bir durum),tabi şükretmek lazım hiç aramayan sormayan babalar olduğunu düşünürsek!!!!!

Sevgili babalar!

Bu çocukları biz anneler,annemizin evinden çeyiz olarak getirmedik.Beraberce karar verip dünyaya birlikte getirdik.
Biz boşanabiliriz,nasıl evlilik normal se ,boşanmakta bir o kadar normal..Keşke herşey güllük gülüstanlık olsa da boşanmalar olmasa...Zaten kimse boşanacağım diye evlenmiyor,sonuç o noktaya geldiyse de geri dönülmüyor..
Ama, lütfen, sadece eşinizden boşanın,çocuklarınız dan değil...Çocuklarınızla geçirebileceğiniz kaliteli zamanlar yaratın.Bu zamanın ne kadar olduğu değil, kaliteli olması önemli.Çocuklarınızı tanımaya çalışın,öyle ilginç dünyaları var ki bunu keşfedin,inanın pişman olmayacaksınız....
Tabi ki bu söylemlerim,istisnai babaları içine alamaz,onları kutluyorum yürekten...

Ne düşünülür acaba?????


Bugün aklıma muzip şeyler geldi...Haftanın dört gününü geçirdiğim spor clubünün soyunma odasında,onlarca kadın ,sadece bir peştemalle salınıp duruyorlar.Kimi giyiniyor,kimi soyunuyor,kimi saunada ter atıyor,kimi dinlenme odasında yorgunluk çıkarıyor.Aklıma gelen se;düşünün bir kere ,böyle bir ortamda kadınların düşüncelerini okuyabilseydim,ne cümleler çıkardı ortaya..

-"ay bende o kadar zayıflamalıyım"
-"kahretsin taş gibi vücudu var niye geliyor ki"
-"ıyyy ne kadar çok selüliti var"
-"giydiği çamaşır tarihten kalmış"
-"göğüs yapmak için bu kadar uğraşıyorum,şuna bak doğuştan inek gibi"
-"anladık güzel vücudun var ama bir peştemal alsayın bari üstüne"
-"o göbeği yapana kadar aklın nerdeydi"
-"ayy hangi bady le daha çok dikkat çekerim acaba"
-"yok bu eşofman şişman gösterdi,bir daha giymem"
-"iyi ki kendime dikkat ediyorum ,allah korusun şunun gibi olabilirdim"
hehehe,

benim aklıma bunlar geldi,eksikleri tamamlarız sonra....

19 Mart 2009 Perşembe

Çocuklarımız Kimlere Emanet????


Bu sabah ,zor ve uykusuz bir gecenin ardından,küçük kızımı okula gönderirken,bana ,dün sınıfta yaşadığı tatsız olayı anlattı ve okula gidip, bunu tekrar yaşamaması için bir şeyler yapmamı istedi.
Efendim, yaşadığı tatsız olaya gelince;sınıfta herkesten dayak yiyen bir erkek çocuğunu korumak isterken(benim minik yürekli kızım),kendisi kurban gidiyormuş ,son anda kurtulmuş.Bu gururnu çok incitmiş.Tabi ben dururmuyum,hemen kalktım okula gittim.Müdür beyle konuşmak üzere odasına girdim.Müdür bey;*ikisini de çağırın barıştıralım* dedi.E *güzel bir yol izliyor* diye düşündüm.
Benim cimcime ile diğer çocuk müdürün odasına geldiklerinde,müdür yerinen fırlayarak*bumu o çocuk *diye öfkeyle sordu ,benim cimcimeye.O öfke benimkini pişman etmiş olsa gerek ki,ağzında biraz geveleyerek *evet*demek zorunda kaldı.Müdürün çocuğun kulağını öyle bir çekişi vardı ki gözlerime inanamadım.Bununla kalsa keşke!Arkasından çok şiddetli 3 tokat ve başladı konuşmaya.."Biz bundan bıktık,babası yok diye acıyoruz,yetim diye acıyoruz ama bu uslanmaz bir çocuk,bakıyım lan ceplerine ilaç falanmı alıyorsun yoksa sen?Bundan herşey beklenir.."
Gözlerime ve kulaklarıma inanamadım.Orda yerin belkide on kat dibine indim,benimle birlikte kızım da ..Kızımın gözleri doldu nerdeyse ağlayacak...Dayanamadım"sakın vurmayın"diye bağırdım.
Odadan önce çocuklar sonra ben çıktım.Doğruca sınıfa çocuğun yanına gittim ,oturdum ve bir yetişkin olarak müdürün namına özür diledim,biraz da sohbet ettikten sonra okuldan ayrıldım.
Şimdi;bu çocuk ,eğitim ve öğretim almaya gittiği yerde,bu kurumun en başında ki bunu yaparsa,bu tür davranışları ben niye yapmayım diye düşünmez mi?

Müdür bey;dayakla bir yere varılmayacağını benden daha iyi biliyor olmalısınız!

Ben seni ve senin gibileri ,bulunduğunuz konuma getirenleri şiddetle kınıyorum.Bence siz gidin,ahır temizleyin.Yazık,ülkeme ve çocuklarımıza acıyorum..Kimlere emanet ediyoruz???

Zarfsız Mektup


İlk kez bu kadar uzakken,yakın hissettim seni kendime,hapsettim aklımca bugün kendimi sana.Yalnızca seni düşündüm,seni yaşadım, benim sana uzak dünyamda.Dedim ya aklımca işte..

Seni uğurladım.Ardından su dökemiyecek te olsam,uğurladım yinede.Gidişin üzecek beni,özlemle gelişini beklemek zor olacak.Kıskandım birden bire,yanında taşıdığın eşyaları bile.

Hani demiştin,*aşk zordur,kolay olsa aşk olmazdı *diye,haklısın zormuş!

Meleklerimi seninle uçuruyorum,gölge gibi..Dualarımı da göğsüne iğneliyorum.Sakın üzülme ben üzülürüm diye..Bekleyeceğim,çabucak dön geri.Bekleyeceğim dönüşünü,ayın yıldızları ,toprağın suyu,çiçeklerin güneşi beklemesi ,istemesi gibi...

Güle Güle....

Dökülüverdi birden!!

Gözlerin kelepçe vurdu gözlerime,
Taktın at gözlüklerini de üstüne,
Düşe kalka sürünerek,arkandan,
Sen nereye ben oraya gizlice....

Kelepçesiz mahkumlarmıyız neyiz!


Şu internet denen ışık kuyusuna ne zaman düştüm de bu kadar gözüm kamaşıp kör oldum? Evet hatırladığım kadarıyla bundan 10 yıl öncesi,belki de daha da öncesi de evde internet vardı,sadece banka işlerim için ,(havale ,fon,eft)kullandığım kolay bir yoldu.
Bundan iki yada üç yıl önce uzakta olan bir arkadaşımla iletişim kurmak için msn kullanma yolunu seçtim.Aslında ailemin yurt dışında yaşayan üyeleriyle de msn den yazışıyorduk ama bana ait bir msn adresi yoktu.Kızımın msn adresini kullanıyorduk.O zamanlarda evliydim,bir sürü sorun, stres ,2 tane çocuk ,yerinde duramayan oturmaktan hoşlanmayan,dünyayı dizginleyecek gibi koşuşturan bir de ben ...
İlk msn adresimi aldığım günü hiç unutmuyorum.Nasıl alınır ,ne yapılır?İstanbul dışında bir internet kafede,bu konudaki bekâretim bozulduğunda,bana yardım eden görevlinin suratı hiç aklımdan gitmiyor.Görevliyi soru yağmuruna tutmuştum,adam nerdeyse kovacaktı beni..
İşte tam da bundan sonra kendimi bu kuyuda buldum.Meraklı yapımdan dolayı da o gün bu gün karıştırıp duruyorum.
Ben bu kadar haşır neşir olmadan önce,bazı arkadaşlarım yedi yirmidört eşeleniyorlardı internette.*Ne var da bu kadar kendinizi hapsediyorsunuz *diye kızıyordum.
Neyse...
MSN le başlayan internet maceram,msn sayfasında ki resimleri karıştırmakla devam etti.Kimisi alışveriş sitesi ,kimisi de arkadaşlık sitesiydi,durabilirmiyim hepsini kurcaladım,hatta üye bile oldum ,çünkü üye olmadan giremiyorsunuz ya! aaa pat diye bir adam karşıma çıkıverdi bir gün,*güzelim nasılsın ben ..... cam in varmı*,derken bir başkası başkası daha..Anladım ki insanlar burda, arkadaşlıktan başka şeyler peşindeler ...O sayfalar sonsuza kadar kapandı bende.
Sonra face book ile tanıştım,uzun zamandır bulmak istediğim arkadaşlarımı buldu bana bu site..
Eve hergün gazete almayı bırakıp, sadece hafta sonları gazete almaya başladım.
Facebook ta bi ara ciddi anlamda ,sanal olarak poker oynamaya başladım,adım poker kraliçesi bile oldu,sanal paraları çok cömert dağıttığım için kimisi de melek koydu adımı,herşey ne güzel ,egomu nede güzel tatmin ediyordum.Neyse ki pokerden sıyrılmayı başardım.Şimdi çok sıkıldığımda beş on dakika oynayıp çıkıyorum.
Yazılarımı artık kağıtlara değil de elektronik sayfalara not alıyorum. (Bir şey itiraf etmeliyim!Kağıt kokusunu özledim!)
Günlük yoğunluğumu bitirdikten sonra kendimi ekranın karşısında buluyorum.
Çevreme baktığımda da aynı insan guruplarını görüyorum.Aslında herkes yalnız,yalnızlığımızı bu kuyuda dile getirmeye çalışırkan ya da gidermeye çalışırken,farkında olmadan daha da dibe mi vuruyoruz.?

Bir arkadaşımın söylediği cümleler hiç aklımdan çıkmıyor,*aynı evin içinde ,eşimle, msn den konuşabiliyoruz*.!!!!!!!!!!!!!!


Gerçek olan internet, dünya mı sanal,yoksa gerçek olan dünya mı??????
N.Z


15 Mart 2009 Pazar

Üzersin!

Sakın yanlış anlama,üzersin
Niyetim, leş kokan çarşafların,
Lekeli gecelerin içinde,
Sevişmek olamaz seninle.
Mis kokan ruhun omuzlarında,
Başımı dolaştırmak,
Yüzümü terinle yıkamak,
Ruhumu,ruhunla seviştirmek,istediğim.
Gerisi boş,gerisi yalan,
Tek gecenin koynunda,
İhanetlerin marifeti bir düş olmak değil niyetim,
Sakın yanlış anlama üzersin.
Beyninde örümcek,
Kalbinde küflenen sevgi tohumları varsa eğer,
Sakın yaklaşma,
Bedenim hançer,gözlerim ok olur,
Neye uğradığını şaşarsın.


N.Z 15.03.2009

Birisi


Artık ,birilerini tutmak ,kollamak ,korumak,sevmek,kendimden vermek istemiyorum.Kadınım ben ,hem kadın hem erkek olmak istemiyorum.

Birisi beni tutsun,düşeceğimi anlayıp dizlerim yere çakılmadan sarılsın belime.Bir şeye ihtiyacım varmı diye sorsun,ben de ona ihtiyaçlarımı söyleyim ,yirmisekiz dişimi göstererek.Rüzgârdan,kardan,yağmurdan,soğuktan kara bulutlardan korusun beni,haksızlıklardan,kem gözlerden kollasın.O kadar çok sevsin ki,Ferhat'la Şirin,Kerem ile Aslı kıskansın bizi.Benden önce kendinden versin ki ona hayatımı vereyim.

Beni uçursun bulutların üstünde,şimartsın,dünyasının merkezi olayım.

Varmı dır böyle birisi? Neden olmasın ki ,her körün bir topalı olmazmıydı?

Hani demişler ya,kadınlar hindulara benzer diye,,her kadın hayatının bir döneminde bir öküze taparmış.İşte bende uzun bir dönem bir öküze taptım, ikinci bir öküz çıkmasın karşıma...

Yalandan da olsa...


Sesler uçuruyorum gökyüzüne,rengârenk uçurtmalar şeklini alıyor ya da rengârenk yüzlerce balon oluveriyorlar.Onları sadece ben görebiliyorum,başka kimse ama hiç kimse göremiyor.Deli ruhum ,yapıyor herzaman ki gibi,yapacağını bana.

Taşlar sektiriyorum su birikintilerinde,altı ,yedi,sekiz sayıyorum.Deniz olmasa da olur ,o su birikintilerinde saydığım sekmeler, birer yunus yüreğimde ,şarkılar söyleyen kendilerince..

Anlatamıyorum kimseye ,inanmıyorlar bana.Oysa boynumda taşığım inci kolyenin herbir tanesi ,gözlerimden akan damlalardan ibaret.

Gözlerimde ki buğu,bahçemde açan lalelerin çürümemesi için ,yağmur bulutlarının sesliği.

Kaşlarımın çatıklığında binlerce asker barınıyor,akıllarınca beni asvalt yüreklilerden koruyacaklar.

Bedenim hoyrat laf dinlemez olmuş bu günlerde,örtünülesi bez parçalarından fırlamak ,kulağıma birşeyler fısıldayan meleğin ardından terbiyesizleşmek ister.

Dedim ya anlatamıyorum kimseye inanmıyorlar bana,sanki hiç hayal kurmamışlar yalandan da olsa...

13 Mart 2009 Cuma

Spor su spor su


Temmuz 2008 de,İstanbul'dan Bodrum'a doğru yola çıkarken,arkamda ikibuçuk aylığına,canım arkadaşım ,dostum Gonca'mı birde hergün ciddi boyutlarda yaptığım sporu bıraktım.Nasılsa Gonca'm bir ara kaçamak yapıp kısa da olsa yanıma gelecekti.Spor sa orda da yüzerek ve de 3 katlı evi temizleyerek devam ettirebileceğim bir uğraştı.Biraz kırık olmama rağmen böyle pozitif düşünerek,o çok sevdiğim cennete gittim.Keyifli geçen iki buçuk ay dan sonra,dönüş yolun da ciddi bir trafik kazası geçirdik.Aracı kullanan ben olunca ,ciddi anlamda suçluluk duydum.Şükürler olsun ki kedimiz çılgın dahil hiç birimize bir şey olmadı.Çok büyük bir şokla, kasko şirketinin bize ayarladığı bir araçla İstanbul'a döndük.Kazanın sebebini hâlâ anlamış değilim,bunca yıldır araç kullanırım ilk kez böyle bir şey başıma geldi.Denilene göre yola dökülen mazottan dolayı direksiyon hakimiyetini kaybetmişim.Allah kimsenin başına vermesin .


Evet sözüm ona döner dönmez devam edeceğimi sandığım spora tam 5 ay ara verdim.O kazanın şokundanmıdır ,işsizliktenmidir nedir bilmiyorum ama koskoca 5 ay..Bu hatayı daha önce hiç yapmamıştım.Bu hata bana sekiz kilo olarak ceza verdi.Neyse ki beş ay sonra da olsa toparlanıp tekrar başladım spora.Bu sekiz kilo beni asla korkutamaz onu alt etmesi çok kolay.


Herkesin, bir şekilde sporu hayatına sokması gerektiğini düşünüyorum,bu konuda da ısrarcıyım,hiç bir şey yapılamıyorsa eğer ,haftada üç gün birer saatlik yürüyüşlerin bile çok işe yarayacağına emin olun.Eğer hayatınıza sporu dahil ederseniz,yapmadığınız zamanlar da,bir eksiklik hissedip üzüleceksiniz emin olun.


Buna ilave, su içmek gerektiğini herkes bilir ama nedense birçok kişi günde bir bardak su bile içmez.

Suyu ambalajlayıp zayıflama ilacı diye eczanelerde satmaya başlasalar,eminim pek çok kişi rağbet eder.Abuk sabuk birsürü şeye dünyanın parasını verip ,genç kalmak adına,zayıflamak adına,bağışıklık sistemini korumak adına alıyoruz.Ben iddia ediyorum tek başına *su bunların hepsini halletmeye yeter.Günde 2 litre su+spor+akşam 17 00 dan sonra meyve dahil hiç bir şey yememek,sadece ot çaylarını tüketmek sağlıklı ve fit olmak için yeter.Denemek çok kolay..


Spor yaparak beynimizin endorfin salgılamasını sağlarız,su içerek iç organlarımızı toksinlerden arındırırız .Herkes bilir ki ağrılarımız olduğunda beynimiz endorfin salgılamaya çalışır,endorfin ağrıları azaltıp yok ettiği için, vucut denilen süper makina otamatiğe alır kendini,bizimde ona yardımcı olmamız gerekir.Spor yapamıyor ,yürüyüşlere çıkamıyorsanız evde çılgın bir müzikle dans etmek te işe yarayabilir,ama kasılmadan, çılgınca dans etmek lazım.


Bir de küçücük bir güzellik tiosu;kaz ayakları için, sadece bir yada iki liraya alınabilen bebanthem merhemi hergün kullanmak süper sonuçlar veriyor.Pahalı göz çevresi kremlerine gerek kalmıyor.
Evet düzenli spor yaptığım için çok mutluyum.Su derseniz eğer ,suyu ben ,doktor reçetesi olarak aldığım zamandan beri tam 20 yıldır hergün iki yada üç litre tüketiyorum.İnanması belki zordur ama,suya alıştığınız da tıpkı sigara gibi ,onu içmeye gayret ediceksiniz..
Eğer bu yazımla bir kişiyi bile spor ve suya teşvik edebildiysem ne mutlu bana da ,ona da...

PrimaRima

Sevgili PRİMARİMA,hani şu 2 gün evvel gittiğim Ada Kültür den bahsedeceğimi söylemiştim,biraz geç oldu belki :(,yinede gezinirken gözüne ilişir ümidiyle..
Taksim meydandan istiklal'e girip sağına soluna bakınarak ,keyifli bir yürüyüşten sonra,Galatasaray lisesini de arkanda bırakıp ,artık dinlenmek istediğinde,oturup bir şeyler yiyebileceğin,içebileceğin,hatta bir kitap kurduysan,kitap alışverişini de bu arada aradan çıkarabileceğin hoş bir mekân.
Bir de yanında sevdiğin insanlar olursa daha da hoş :)))
Eğer yolun düşerse uğra derim.

12 Mart 2009 Perşembe

video

Teknoloji bu olsa gerek! izle ve gör...

Özlem..


Özlüyorum seni,
Özlüyorum deniz adamı,
O kocaman yüreğini,
Küçücük ellerini,
Teninde terini,herşeyini..
Senden sonra,kimse bana
Yağmur gözlüm demedi,
Gözlerimdeki buğuyu kimse silmedi,
Yüreğimdeki fırtınayı dindirmedi..
Aylar ne de çabuk geçiyor,
Oysa o altı ay,ne uzundu.
Hatırla sitemimi ,ahımı,
Hatırla gözlerimde ki yağmuru..
O yağmur şimdi yüreğimde,
Kapalı pencerelerim buğulu,
Küf sarmış dört bir yanımı,
Özlüyorum seni deniz adamı,
Aylar sonra,kendi kendime,
Yine, yeniden seninle düşlerde...


N.Z 12.03.09

Söyle!

Ne kaybedersin?İstiyorsan söyle,
İstemiyorsan da söyle.
Düşünme,şimarır kendini kaybeder,
Düşünme,kırılır incinir diye,
Dürüst ol,mert ol ,yiğit ol..

Eğer istiyor da söylemiyorsan,
İstemiyor gibi görünüyorsan,
Kırarsın,hem kendini hapsettiğin zincirleri,
Hem de,hapsolduğunu zannettiğin,
Duyguları,düşleri..

Yazık,zaman geçer,ömür biter,
Bitmez sandığın herşey.tükenir yiter,
Farkına vardığında,
Bir de bakmışsın,ne zincir kalmış,
Ne duygu ne de düş.,
Hepsi bir bir gider..

N.Z 12.03.09

Adsız

Bok çuvalı gibiyim,üstümden sifon akmış,kilometrelerce yol yapmış,sonra da bir çuvala konulup bir köşeye bırakılmış..Böyle diyor içimde ki ben,işte böylesin bugün sen..
Neden?
İstediğimde tam bu değilmiydi?Uzun zamandır beklediğim.Evet uzun zaman oldu.Ben demimi almışım o kesin,ne yazık ki o kaynamamış bile..Kimbilir ,belki de çabucak kaynar,kısık ataşe alır kendini.Yok yok,kör olmamak lazım,böyle olmaz.
Evet bok çuvalı gibiyim,tezek bile olmayan bok çuvalı....

10 Mart 2009 Salı

Ada Kültür


Anadolu yakalı olduğumdanmıdır,yoksa sokak ta olmayı pek sevmediğimdenmidir,İstanbul da özellikle de Avrupa yakasın da ,nerede oturulur,nerede güzel yemek yenebilir pek bilmem.Zaten gerektikçe de öğreniyorum.Şükürler olsun ki sağımdaki solumdaki arkadaşları ,dostları bırak, yurtdışında yaşayan arkadaşlarım bile benden daha iyi biliyorlar İstanbul'un cemiyet hayatını.Bunlardan biri de çocukluk arkadaşım Sem.(aslında Semra da biz ona sem deriz nedense)

Sem yıllardır Kanada da yaşıyor ama yılda 3 kez mutlaka gelir,sayesinde biz de gezmelere doyarız.Hemen programı yapmış telefonda emirler yağdırıyor,"Çarşamba günü saat 15 00 da Taksim'de Ada Kültür de öğle yemeği yemeliyiz,akşam sende toplanalım, şarap peynir yapalım,gece de canlı müzik yapan bir yer bul kuduralım'..Ona hayır demek mümkünmü,imkânsız..

"Deli Sem'im!seni çok özledim, yarın 15 00 i iple çekiyorum."

Bu arada, bu Ada Kültür nerdedir,nasıl bir yerdir bilmiyorum , araştırdım fena değil gibi.Bakalım denilene göre,servisi ağır olmasına karşılık,yemeklerin lezzeti bunu affettiriyormuş.Müzikleri,şarapları da hiç fena değilmiş...

9 Mart 2009 Pazartesi

İnadına..


Türkü söylemek lazım bazen,sazın dilinden anlamayanların inadına.Sokakta yürürken adım ,adım,kendi kendine konuşmak lazım,sorgulamanın yüzleşmenin hazzını bilmeyenlerin inadına.Bahçede, çocukların kaçan topu ayağınıza,kolunuza,sırtınıza çarptığında,şut çekmek lazım,çocuk kıymeti bilmeyenlerin inadına.Hastayken bile,günü gün etmeli,hastalığın arkasına sığınanların inadına.Gerekirse, bütün geceyi tartışarak geçirmeli,konuşmayı unutanların inadına.Küfür etmeli,öfkeyi kusmalı,bağırmalı haykırmalı,içinde saklanıp ihanet edenlerin inadına.Empati kurmalı,insanlara,doğaya,hayvanlara karşı,at gözlüğünü çıkartmayanların inadına.Sabah karşına çıkan,dilenciye ,çöpçüye,öğrenciye,komşuya herkese günaydın demeli,selamsızların inadına.Evde ki huzurun asıl zenginlik olduğunu bilmeli,paranın esiri olmuşların inadına.


İnadına ayakta kalmalı,inadına sımsıkı tutmalı hayatı inadına....




N.Z

Kadınlar Günüymüşşş Hah

Bugün 8 Mart dünya kadınlar günü,e ne olmuş kadınlar günü olmuş da?Kadınlara bugün ,gökten para mı yağıyor,devlet bir güzellik mi yapıyor,kadınlara herşey bedava mı ,trafikte erkekler *aman kadınlar günü* diye sıkıştırmıyorlarmı ,allah aşkına ne oluyor?

Kıymet bilen bir kaç eş,dost,sevgili ya da kocadan bir kaç hediye,sadece bu..

Oysa *Dünya Kadınlar Günü* deyince ,çok heybetli ,büyük bir şey gibi geliyor insanın aklına.

Ya, bu saçma sapan günleri kaldırsınlar ya da işe yarayan hale getirsinler.Sadece kadınlar günü için söylemiyorum bunu akla gelen ,başında *Dünya* ibaresi olan tüm günler için söylüyorum.

Tabi ki bu naçizane benim fikrim..Saygı duyan da sağolsun ,duymayan da..

7 Mart 2009 Cumartesi

Son Sigaram


Yaktığım her sigara,
Son sigaram.
İçimdeki boşluğu,
Doldururmu bu duman?
Ha gayret bir tane,bir tane daha,
Yırtılan duygularımı sarmaya.
Her nefes bir iğne,
Her duman bir ip sanki,
Yama yapmak istercesine..
İğne var,ip var ama,
Yama yok,
Dik dikebildiğin kadar.
Sakın!durma!
Her seferinde de son deyip,
Kendini yorma!
Son da neymiş?
Sonsuz zaman içinde..
Ben mi onu içiyorum hızlı, hızlı
O mu beni içiyor yavaş, yavaş..
Bakalım hangimiz o sonu görecek,
Hangimiz o istasyonda inecek??


07-03-09 Nurdan Z. 04.48

*İstasyon

Bir çöküştü yaşadığı,eski demiryolunun kıyısında bir istasyonda, saymadı kaç zamandır bekliyordu.
Oysa ki biliyordu ,eski demiryolu,eski istasyon yıllar var ki burdan hiç tren geçmemişti.Trenler yeni demiryollarını kullanıyorlardı.Belli ki kandırılmıştı,aldatılmıştı.Beklediği tren gelmeyecekti.
Çok uzaklardan bir ses duyduğunu sandı,acaba kulakları ona oyun mu oynuyordu,tıpkı çölde serap görmek gibi.Eğer duyduğu ses,gerçekten bir tren sesiyse,eğer o trene binerse ,işte o an,zaman duracak,nefesi tutulacak ,hayat onun için başka olacaktı.İhanetleri,yalanları,dönme dolapları arkada bıracak,yeni istasyonlar görecekti.Belki de istasyonun birinde inecek,yine yeniden bekleyecekti..
Tüm bunları düşünürken,geçen zamanın farkında değildi.Bütün uzuvlarıyla kurduğu hayalin içindeydi.
Birden kulağını tırmalayan sesle kendine geldi.Tam karşısında o beklediği tren ,acı acı bağırarak durmaya çalışıyordu.Sonunda durdu,koştu,binmek istedi.Hangi kapısına gitse kapalıydı,açılmıyordu,içinde de kimse yoktu.Bir ses bir suret arandı,gördüğü o yaşlı,beli bükük ihtiyara sormaya çalıştı kekeleyerek..
Aldığı cevap sa "terkedilmiş uzak istasyonlara,benim gibi yaşlı, iş görmez ,emekliye ayrılmış trenden başkası gelmez,o trenden tanıdık bir yüz inmez,başka bir istasyonu da asla göremez"...
"Sen neden bekliyorsun?"
Hiç cevap vermeden,tıpkı aylardır beklediği o tren gelecekmişcesine yine çöktü oturduğu yere bekleyecekti,o tren gelecekti,o tren gelecekti...

*öykü atölyesi kelime oyunu paylaşımı için nurdan'dan bi kaç cümle..

5 Mart 2009 Perşembe

yaşasın kötülük


Artık, başucu kitabım haline gelen secret'ı okumak istemiyorum,ona daha fazla inanmak istemiyorum,polyanna olmak istemiyorum,iyi biri olmak istemiyorum,dürüst davranmak istemiyorum,anlayışlı,özverili,hoşgörülü olmak hiç istemiyorum,iyi olan hiç birşeyi istemiyorum,

Zaten iyi olan şeyler beni ziyaret etmez,ama ben aptalca hep isterim,isterim..

Yaşasın kötülük,yaşasın yalan,yaşasın fesatlık,kıskançlık,yaşasın kem göz,yaşasın şeytan...

4 Mart 2009 Çarşamba

Ah Ulan Rıza


..............................

Karıyı boşayıp, Sıfır bir Mercedes alacaktık.

Hafta sonu iki yavruyu kapıp

Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.

Ah ulan Rıza.......

Bu mahallenin nesini beğanmedin de,

Öte yana taşındın?

Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...

Benim en kral arkadaşımdın.

Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?

Senden ayrılacağımı sanma...

Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.



Yusuf Hayaloğlu





Onu da kaybettik,o da yenildi ölüme,şair,ressam,söz yazarı.Dokuz şiirine yüz yirmibeşbin dolar ödenen değerli,naturalist sanatçı..
Nur içinde uyu.

3 Mart 2009 Salı

Ben Koca Bir Aptalım

İnsan bir kere hata yaparsa,bunun da farkına varırsa ,bunun adı hatadır.
Aynı hatayı bir kez daha yaparsa,farkındaysa bunun adı aptallıktır,
bir kez daha yaparsa,benim gibi,,,,çıkıp anırması lazım "BEN KOCA BİR APTALIMMMMM"diye!!!
*Yapamam* kelimesinden her ne kadar nefret etsem de,artık aptallık YAPAMAM!

2 Mart 2009 Pazartesi

Dünya Erkekler Günü

Kadınlar günü,sevgililer günü,anneler günü,çocuk bayramı ,babalar günü derken,acaba erkekler günü yokmu diye düşündüm.Bu güne kadar duymadım da..
Küçücük bir araştırma yaptım ,
Sakarya’da Gazeteci Tarık Bulut ile Kameraman Murat Solmaz’ın her yıl 3 Mart olarak ilan ettiği bir erkekler günü buldum.Evet bu dünya erkeklerinden olan arkadaşlar 3 Mart'ı, dünya erkekler günü ilan etmişler,duyduk duymadık demeyin..
Sanki hergün erkeklerin değilmiş gibi..
Ne yapar bu erkekler?Çalışmanın dışında..Çalışmaksa kadınlar da çalışıyor artık..Bunun dışında ne yaparlar?
O ister, kadın çocuk doğurur,
O ister, kadın yemek yapar,
O ister, kadın geyşalık yapar,
O ister, kadın çalışır,
O istemez ,kadın çalışmaz,
O ister ,kadın dayak yer,
O ister, çocuk şiddet görür,
Kadınına göstereceği şefkati, tv kumadasıyla uyuyarak ona göstermeyi tercih eder,
O aldatır,
Kadın yaparsa adı orospu olur,
Bu adı da o icad etmiştir zaten..
Bu arada istisnalar yokmudur?Elbette vardır,ben de o istisna erkeklerin gününü kutluyorum.Hani şu dünya erkeklerinden olan arkadaşlarımızın ilan ettiği 3 Mart erkekler gününü,hem de iki gün öncesinden kutluyorum...

O'nun Adı Kadın

Kadın kalktı yavaşça ,
Alev rengi, saten çarşafların arasından,
O, eğilmeyen başı dimdik yukarda,
Gecenin karanlığını yırtan çıplak teni,
Bir yılanın ki kadar kıvrak bedeniyle..
Henüz gün ağarmamış,
Saatler ya üçü ya beşi gösteriyor.
Ne farkeder ha üç, ha beş,
Zamanı unutmuşcasına,umursamadan,
Öylesine geçer gider ,ardına bakmadan.
Biraz solgun ,biraz ürkek oldukça da yorgun,
Gecenin hakkını vermişliğinin garip tebessümüyle,
Hoyrat rüzgârın estiği ,
Issız yollara attı kendini.
Kaldırım taşları arkadaşı,çöp varilleri sığınağı,
Gün ağarana dek ,kaç adım attığını bilmediği,
Yorgun bedeninin rüzgârla dans ettiği ,
Kimbilir, daha kaç gecesi geçecek o sokaklarda.
Belki bir ay,ya da bir yıl kimin umurunda,
Bir gün cesedi bulunduğunda,
Bir köşebaşında,
Ardından ağlayanı bile olmayacak.
Hoyrat rüzgârın sesi inletecek yeri göğü,
Hiç duyulmamış türküler söyleyip, ağıtlar yakacak,
Giden kadının,kadınların sahipsiz mezar taşlarında...

Nurdan Z. 01.03.09