5 Şubat 2009 Perşembe

Sevgililer Gününe 9 Kala

Evet,sevgililer gününe dokuz gün kala sevgilisi olmayanlara,ne mutlu mu,yazık size mi demeli?

Bu da ayrı bir konu tabi..
Ben bugün bunu konuşmaktan yana değilim.
Nette gezinirken dikkatimi çeken bir restaurant cafe-bar ,burası ünlü bir tiyatro sanatçısının hayata geçirdiği bir mekân,yorumlardan da anlaşıldığına göre ,gidenlerin memnun ayrıldığı ,benim de uygulamalarını ilginç bulduğum bir yer.Çok ta şık görünüyor.
Burda bazı günlerde tek giden müşterileri çift çıkarmak için bir uğraş sözkonusu imiş.

Diyelim ki tek gittiniz,bar dan yakanıza bir numara taktırıyorsunuz,etrafa bakınırken x kişiyi beğendiniz ve yakasında numara var,gidip çöpçatana o numarayı bildiriyorsunuz,aynı kişi sizin numaranızı bildirmiş olursa ordan çift olarak çıkmanız kaçınılmaz...

Sevgililer gününe dokuz gün kala yalnız olanları ilgilendirebilir diye düşündüm.
Kimbilir,belki de o güne kadar..........


Beşinci Kat-CİHANGİR

İmdattttt Allerji


Kehanetlerimin,beddualarımın ,*ki kolay kolay beddua etmem*hislerimin,fallarımın,dualarımın her zaman yerine oturduğunu bilirim de,allerjik bünyeleri coşturduğumu bilmezdim...:)))

Bir arkadaşımla oturduk uzun uzun lafladık.Gelsin ot çayları,gitsin kahve boşları...

Kendi adıma güzel keyifli bir gün oldu,ta ki,arkadaşımın allerjisi yüzünde gözünde patlayana kadar..

Çok gerildi,stres yaptı bu durumu,gözü sürekli masanın karşısında ki aynada,ya da lavaboda incelemelerde...

O gergin olunca ben de gerildim,neyseki ilacı varmış ,içer içmez geçiyormuş,ilaca ulaşması için eve gitmesi gerekiyor tabi ..

Umarım herşey yolundadır,şu sıralarda Almanya ya uçuyor.

Diyorum ki;

son zamanlar da neye elimi atsam kuruyor ya,ya da bana öyle geliyor ya!!!!!

korkun benden! artık alerjide döktürüyorum:)))))

4 Şubat 2009 Çarşamba

Twilight-Alacakaranlık ~



''Onun bir yanı kanıma susamıştı fakat koşulsuz ve geri dönülemez biçimde ona aşık olmuştum.''
Bella...

''Eğer sana zarar verirsem yaşayamam.Beni istediğin sürece , seni her zaman isteyeceğim.Sonsuza kadar ! ... ''
Edward...


When you can live forever,
what do you live for ?



Bugüne kadar izlediğim en romantik,fantastik film..
Bir vampire ancak bu kadar aşık olunabilir,
Sonsuzluğu göze alacak kadar...

3 Şubat 2009 Salı

Yılan Yağı??


Her gece, sabahlamak için kandimce bir bahanem var.Ya okuduğum kitabı bitirmek,ya ertesi gün mutfakta olmamak için yemekler yapmak,canım tatlı istedi diye gecenin bir yarısı zor hamur tatlıları yapıp yememek,ya da kendime bakım yapmak,iki film birden izlemek....

Bu gece,kendime, daha doğrusu saçlarıma bakım yaptım.Bu öyle böyle bir bakım değil,sonuç mükemmel.

Bu bakımdan sonra hem saçlarım çok çabuk uzuyor hemde,yeni saçlar çıkıyor.

İnanması zor ama gerçekten mucizeler yaratan bir bakım.Haftada bir kez uygulayıp bekletebildiğim kadar bekletiyorum.Bu bekleme süresi, bazen yedi sekiz saati buluyor,bazen de bir iki saatle yetiniyorum.Tek kelimeyle süperrrrr.


Reçetesi çok basit;

Aktardan alınan yılan yağı,

Yılan yağı kadar zeytinyağı,

Bir yumurta sarısı,

Birkaç diş rendeden geçirilmiş sarımsak,

hepsini karıştırıp,bir fırça yardımıyla saç diplerine yediriyorum ve anneanne bonesini başıma geçirip sadece bekliyorum,ne kadar istersem...

Tabi yıkamadan yatmıyorum,bir de evi havalanırmadan....

Ders Almak Gerek

İstanbul'da yaşayan sokak hayvanları,bu karmaşık hayata ayak uydurmuşa benziyor.
Bugün şahit olduğum iki olay bunu öyle güzel anlatıyor ki...İnsanlara ders verir gibi..
Yoğun trafiği olan bir caddenin,yaya kaldırımında yürürken,yayalarla birlikte yürüyen sokak köpeği dikkatimi çekti,dikkatimi çekti çünkü;
hayvanları çok sevmeme rağmen,iki yıl önce bir sokak köpeği tarafından feci şekilde ısırılıp,beş gün devlet hastanesinde kuduz aşısına maruz kalınca,bu hayvanlardan ürker hale geldim.
Durum böyle olunca da,sokaktaki köpeklerden hep bir adım arkada olmayı daha güvenli buluyorum.
Neyse,köpek önde ben arkada bir süre ilerledik.
Tabi ben onu göz hapsine aldım yolumuza devam ettik.İnsanların en kalabalık olduğu trafik ışıklarına geldiğimizde,bizim köpek te insanların arasına karışıp yeşil ışığın yanmasını bekledi ve yayalar için yanan ışıkla ,insanlarla beraber yaya geçidinden karşı kaldırıma geçip yoluna devam etti!!!
Diğer tarafta,trafik ışıklarına beş on metre kalmasına rağmen,akan trafiği yararak karşıya geçmeye çalışan,böylelikle de trafiği aksatan bir grup insan!!!
İlginç bir çelişki!!!!

2 Şubat 2009 Pazartesi

İki Saat Otuz Dakika


İki saat otuz dakika da neler yapılabilir hiç düşündünüzmü?

Şimdi ,neden iki saat veya 3 saat değil de iki saat otuz dakika?Tabi ki var bir nedeni,son zamanlar da takıntılıyım zamanın bu dilimine..

İki saat otuz dakika da,İstanbul'dan Bolu'ya kadar gidebiliriz,uzun metrajlı bir film izleyebiliriz,bir kitabı başından sonuna kadar okuyabiliriz.

Mutfağa girip,akşam yemeğine on kişi ağarlayabilecek hazırlıkları yapabiliriz,bu yemekleri ertesi gün yakmak için yürüyebiliriz..

Hava yoluyla Almanya ya gidebiliriz,iki set dizi çekimi yapabiliriz,günlük uykumuzun yarısını tamamlayabiliriz..

Daha birçok şey sayabiliriz ...


Ya da birisi, kapıyı kapatıp gitmiştir aslında,ama biz iki saat otuz dakika sonra farkederiz,bu da bir seçenek!!!!!

1 Şubat 2009 Pazar

İyi ki Doğdun (uz) Mutlu Yıllar


Bir Şubat'a girdiğimiz bu saatlerde,bugün doğan herkesin doğum gününü kutluyorum,mutlu yıllar diliyorum..

Özellikle biri var ki ,benim için çok değerli,benim olduğu kadar,etrafındaki herkes için de çok değerli olduğunu bildiğim,canım ağabeyim BEKİR..

Benden çoook uzaklardasın,ama biliyorum ki hep yanımdasın,İYİ Kİ DOĞMUŞSUN,İYİ Kİ VARSIN,HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN...

Senin,benim ailemin bir ferdi olmandan hep gurur duydum,böyle de devam edecek.

Sen, çok özel birisin,eş olarak seçtiğin insan da senin kadar özel,dünyaya getirdiğiniz çocuk ta muhteşem bir varlık,sizi çok seviyorum,sevildiğimi de biliyorum..

Dünyanın bir ucunda sen,diğer ucunda da ben olmama rağmen,o kadar ilgili ve sevgi dolusun ki,sanki hep buralardasın,teşekkür ederim canım kardeşim..

Çoook eskilere gittim seni düşünürken,

Altı üstü seksen metre kare olan,içinde altı kişi barındıran, o küçük evimizin ranzalı odasında buldum kendimi..Duvarda ki o kocaman, Filiz Akın ve Melike Demirağ posterleri,kas yapmak için kullandığınız yaylar,annemden gizli gizli okuduğum romanların olduğu kütüphane,masa tenisinin ağı....

Yemek masasını bir anda pin pon masası haline getirmek,

Evdeki üç erkek kardeşin kıyafet kavgası,

birinizin benimle ilgilenmesi için yalvarmalarım..

Ahh tekrar yaşanası anılar.

Hayat bizi ,dört kardeşi savurdu ,ama seni en uzağa...

Uzaktasın,özlüyorum ama, sen ve ailen sağlıklı ,mutlu ol bu yeter,bunu hak eden ender insanlardan birisin...seni seviyorum