21 Şubat 2010 Pazar

gerçek sevgi(Hıncal Uluç tan bir alıntı)

Sevmek.. Gerçekten sevmek..

Ortaköy'de oturuyoruz, bir arkadaşımla.. "Anlayamıyorum, Hıncal" dedi..
"Anlayamıyorum, beni gerçekten sevip sevmediğini.."
Yüzüne baktım.. Anlattı..
"Bir arada iken öyle iyiyiz ki.. Öyle yakın, öyle candan, öyle sevgi dolu ki
bana karşı.. Sokuluşu, dokunuşu, bakışı.. Hani vücut dili diye bir ş...ey
varsa, bu kız her hali ile beni sevdiğini haykırıyor adeta.. Zaten, diliyle
de söylüyor, sık sık, çok sevdiğini.." "Sorun ne öyleyse" der gibi baktım,
bir daha gözlerinin ta içine..
"Sorun var mı, onu da bilmiyorum ya.. İçimde bir ses, bu işte bir eksiklik
olduğunu söylüyor bana hep.. Geçen gün birden ne fark ettim bilir misin?"
Sustu bir an.. Söyleyip söylememekte tereddüt etti.. Ama söyledi sonunda..
"Geçen gün düşünürken, birden farkına vardım ki, buluşmak için bütün
teşebbüsler benden geliyor. Ben arayıp bir yere davet etmesem, günlerce
birbirimizi görmüyoruz. Beni görmek, benimle buluşmak için ondan hiç çaba
yok.."
Söylemekte tereddüt ettiği şey, işin en can alıcı noktasıydı, oysa..
"Seviyor mu, sevmiyor mu" diye papatya falı bakmayı bir yana bırakırsanız,
sorunun çözümünü en gerçekçi verecek formüldü bu..
Sevginin bir tek amacı vardır. Birlikte olmak.. Birlikte gidilen yerler,
birlikte yapılan şeylerin hepsi açıktır.. Gerçek sevginin en sağlıklı, en
doğru ölçeğidir bu..
Bir arada olmak isteği..
Nerede, nasıl olduğu, hiç önemli olmaksızın..
Dostuma, yıllar önce aniden biten bir ilişkimi anlattım..
Sinemaya gidelim, demiştim, üniversite yıllarımda büyük aşkıma.. O da beni
seviyordu ya.. Yani ikimiz de öyle sanıyorduk.. Filmi sordu.. Söyledim..
Beğenmedi.. Benimle buluşmaktan vazgeçti, filmi beğenmediği için.. O zaman
anladım ki, sevdiği şey ben değilim.. Benim ona sunduklarım..
Benimle buluşmasını istiyorsam, onun hoşuna gidecek bir şey bulmak
zorundaydım, her defasında.. Ben amaç değil, araçtım. Amaç, benim
sunduklarımdı.
Hayır, bunun adı sevgi değildi.. Benim için zor bir karardı ama, verdim ve
bitirdim..
"Her şey çok iyi gidiyordu, ne yaptım da onu kırdım, suçum ne bir bilsem"
demiş, ortak dostlarımıza.. Anlatmadım bile.. Anlatsam da anlayamazdı,
biliyordum.. Kaç yıl geçti aradan.. İddia ederim, hâlâ anlamış değildir,
niye bittiğini..
Aslında "Bitti" yanlış bir deyiş.. Hiç başlamamışki meğer.. Öyle sanmışız..
Gerçek sevginin tek ölçeğidir bu, bir arada olma isteği.. Seven, gerçekten,
yürekten seven, bir arada olabilmek için mucizeler yaratır. Bütün
öncelikleri sevgilisine tanır..
Sizi gerçekten seviyor mu?
Ya da, siz onu gerçekten seviyor musunuz?
Kendi duygularınızdan emin değilsiniz, ya da onun duygularından
şüphedesiniz..
Dikkatle bakın.. Dikkatle izleyin.. Dikkatle gözleyin..
Onunla buluşmak, onunla bir arada olmak için neler yaptığınıza,
yapabildiğinize bakın.. Onun sizinle bir arada olmak için gösterdiği
çabaları değerlendirin.
Falcılara, medyumlara gitmeye gerek kalmaz.

Dostuma "Üzgünüm ama.." dedim.. "Bu kız seni sevmiyor.. Birlikteykenki
haline bakılırsa, hoşlandığı kesin. Ama birlikte olmak için hiç çaba
harcamayışı, senin istediğin anlamda sevmediğini de ortaya koyuyor.. Ancak
moralin bozulmasın.. Hoşlanmakla, sevmek arasında, kalın duvarlar değil,
ince bir çizgi var.. Bu çizgiyi aşabilmek için biraz sabırlı olman
gerekebilir.. Fazla umutlanma, ama umutsuzluğa da kapılma.."
"Teşekkür ederim, Güzin Abla" dedi.
HINCAL ULUÇ

Sizce sevginin ölçeği nedir? Sevgiliyi sevmek mi,
yoksa sevgilinin sunduklarını sevmek mi?..

3 yorum:

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Bu yazıyı blogumda alıntı olarak yayınlamak istiyorum izin verirseniz..dicem ama bana dönmenizin vakit alabileceğini düşünerek anlayışınıza sığınırak yarın yayınlamak istiyorum, eğer yarına kadar teyidiniz gelmediyse umarım bana kızmazsınız.
Teşekkür ederim..

Nurdan'dan dedi ki...

tabi ki izne gerek yok estağfurullah,
sevgiler

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Teşekkür ederim.
Sevgiler...