31 Ocak 2009 Cumartesi

Ruhum??

Bugün yataktan çok keyfsiz,yorgun,bitkin kalktım.Canım hiç ama hiç birşey istemiyor.Dışarda ki hava mı ruhsuz,evim mi,okuduğum kitap mı yoksa ben mi?O çok sevdiğim zeytini bile yemek gelmedi içimden,kaçıncı kahvemi içiyorum bilmiyorum.
Yazamıyorum,oturamıyorum,okuyamıyorum,deli danalar gibi evin içinde dönüp duruyorum.Of yine mi depresyona giriyorum,aynı melankoli,aynı bunalımlar...
Göğsümün içinde bir mengene var sanki,alabildine sıkıştırıyor yüreğimi...
Evdeki herkesin bir programı var,heyecanla hazırlıklar yapılıyor,kıyafetler seçiliyor ,arkadaşlar aranıyor...Ben mengenemle başbaşa..Hayata kapadım bugün kendimi,telefonumun sesi kısık,ev telefonunu fişten çektim,msn vs hiç açmadım,odamın ışığını yakmadım,perdemi aralamadım.
Biraz müzik,laptopum ve mengenem ...
Bugün sanırım ruhum taşınmış benden,neden taşınmasın ki?Daha keyfli bir sürü beden vardır yerleşebileceği..
Hani derler ya,elimi neye atsam kuruyor diye,işte ben bu cümlenin öznesiyim.Kapı yok ,ışık yok,umut son demlerini sürüyor içimde..Gözümü kapattığımda, içine düştüğüm o korkunç kara delik misali girdap...

Sanırım böyle zamanların tek kurtarıcısı müzik,playlist imden naçizane birkaç dinlenesi tavsiye...


the jimmy hendrix experience- voodoo chile
billie holiday- strange fruit
B.B. king- nobody loves me but my mother
eric clapton- wonderfull tonight
john lee hooker-baby lee
anja garbarek- the gown

ve vazgeçilmezim..orhan gencebay'dan batsın bu dünyaaaaaaaa..

ANLADIM...















Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,

Kendimi bulduğumda anladım...

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım...

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..

Bildiklerini bana anlatmadığında anladım ..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalın ayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında hiç gözyaşı gelmezmiş gözlerden,

Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..

Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,

Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, Gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,

Sana ''Git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''Git'' dediğinde, ''Kalmak Istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,

Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,

Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''Affet Beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,

Gerçekten pişman olduğumda anladım..

ve Gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,

Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... ANLADIMM............

Can Yücel

Bu Kadar İçimdesin İşte


bu kadar içimdesin işte Öyle içimdesin ki.

Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların.

Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın...

Yani öylesine, o kadar bensin ki...Ah nasıl anlatsam...

Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım.

Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Yalnızca hissediyor insan,yaşıyor.

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de...

Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan?

Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken?

Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı?

Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde.

Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar.

Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni.

En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine...

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım.

Paylaşamadım Yanlış yaptım.

Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar.

Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim

duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam.

Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor.

Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime.

Küfleniyorum, yaşlanıyorum.

Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan,

pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme.

Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu.

Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı.

Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var.

Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin.

Her şeyin başında, içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor.

Öyle içimsin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum... Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp,

nelerle mutlu olduğumu,tek tek anlattım.

Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

Yine zamansız yağmurlar dedim, Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları dedim, Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin? dedim.

Çok uzun bir mektup oldu Başından sonuna kadar okudum da.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım.

Büyük harflerle, yalnızca adını.

Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.

Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın.

Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın.

Öyleyse mektup sende.

Bu kadar içimdesin işte.




Can Yücel

Adı Lazım Değil!!!

Oyuncuların face book'u denilen bir sitede,üye olanlar kendilerini tanıtabilmek için,profillerine resimler ekliyorlar.
Bu siteye ben de üyeyim,benim de resimlerim var,site üyelerinin de değerli insanlar olduğunu düşünüyorum.
Buraya kadar herşey iyi ,güzel.Profilleri şöyle bir dolaşınca (öyle resimler var ki tıklamadan geçemiyorsunuz),ilginç profiller de çıkıyor.
Güzel ablalarımın bazıları,vucudunun sergilenebilek uç noktasına kadar ,yatak odalarında veya orda burda sergileyip ,altına da yazmışlar.*İş dışında ki mesajlara cevap vermiyorum*.
Şimdi sanane diyeksiniz,tabi ki banane..Vucut onun,ruh onun,akıl onun kimene!Dilediğini yapar.
Ama ablama demezler mi,bu ne perhis bu ne lahana turşusu????

30 Ocak 2009 Cuma

Küçük,Küçücük


Allahım,gece gündüz sana yalvarsam,bildiğim tüm duaları, defalarca,günlerce,gecelerce okusam,beni beş yaşıma geri götürürmüsün?

Sadece,çamurdan topraktan yaptığım bebeklerle oynamak,ellerimin ayaklarımın kirlendiğini anlayamamak istiyorum.

Üstüm,başım çamur ,toz toprak olmuş,kimin umurunda,sokaklar pismiş,oturulmazmış,kimin umurunda.

Düşünecek sadece,çamurdan yaptığım oyuncaklarımın nasıl olduğu olsun.Acıktığımın,susadığımın bile farkına varmadan,sokaktan hergün geçen elma şekerciyi bekleyim.Elma şekerini her tarafıma bulaştırıyım.

Kardan adam yaparken,ellerim üşüsün,annem koltuk altında ellerimi ısıtıp beni tekrar sokağa yollasın.

İnsanların,kötü ruhlarını bilmeyim,herkesi iyi zannedeyim.Yalan ,dolan,aldatma bunları hiç tatmamış olayım.

Annemi bir melek olarak görmeye devam ediyim.

Beş yaş saflığıyla,içimden geçen herşeyi anlatıp,sesimin tonuna dikkat etmeden,ağlayım güleyim,hatta kendimi yolun ortasında yerden yere atayım.

Ben çocuk olmak istiyorum,sadece çocuk.....

29 Ocak 2009 Perşembe

Beyin.....ler

Uzun zamandır görüşemediğim,Ankara da yaşayan,canım arkadaşımla nihayet bu gece msn de birbirimizi yakaladık.İstanbu' la şirket toplantısına gelmiş,saat 23 00 gibi ancak kendini otele atabilmiş.
Kadıköyde bir otelde kaldığını söyleyince,hemen, saate aldırmadan fırladım yola çıktım.
Kadıköy de ,otelin yerini bulabilmek için bir taksi durağına yanaştım,taksi şöförü beni tepeden tırnağa inceledikten sonra yolu tarif etti.Ama öyle bir tarif ki *hadi hayırlı işler *der gibi.*Be adam,üzerinde eşofmanla hangi fahişe işe gider *demek geldi içimden,demedim tabi ki bunun yerine patinaj yaparak konuştum adeta, anladıysa tabii..
Otelin önüne geldiğimde otopark görevlisin den de aynı bakışları gördükten sonra,resepsiyona geldiğimde,*İmran hanım kaç numarada kalıyor*diye sorarken,öyle bir yüksek tonda sormuşum ki,görevli*sağır değilim hanımefendi*diye uyardı.*Ama ben sağırım beyefendi*diye bağırdım,etrafta oturan bir kaç adamın bakışları da aynı olmasın diye bunu yaptım.
Yani,İstanbul gibi bir metropolde gece bir kadın dışarda olunca ,hele bir de otel falan sorunca ,neden potansiyel bir fahişe gözüyle bakılıyor?
Beyinleri yer değiştirmiş insanları şiddetle kınıyorum,*çıkarın bacak aranızdan beyninizi*

28 Ocak 2009 Çarşamba

Silmek,Unutmak mı


Bazı şeyler vardır ki,hiç düşünmeden,yorulmadan,emek vermeden gelir bulur sizi.
Bazen de ne kadar uğraşırsanız uğraşın,olmayacağı varsa olmaz.Üstüne gitmenin ,zorlamanın bir anlamı yoktur.
Unutmak lazım o zaman,bir yerde durmak,seni acıtmasına daha fazla izin vermemek....


Unutmalıyım seni,

Hiç görmemiş gibi davranıp,

Yok saymalıyım.


Biliyorum çünkü,

Sonu olmayan bir sokakta,

Yürüyor gibi,

Adres yanlış,sokak yanlış

Beni görmen imkansız..


Ne acılar gömdü bu yürek,

Bunu da gömer elbet,

Aklım dur dese de,

Yüreğim git diyor,

Bu sefer,bu sefer olacak sabret..


Yok,yok!!

Unutmalıyım seni,

Hiç görmemiş gibi davranıp,

Yok saymalıyım



N.Z 28.01.09 12.05