9 Kasım 2011 Çarşamba

Bir askerin notu...

BİR ZAMANLAR ASKERDİK !!!!!!!!!!
YERİN , MEKANIN NEKADAR KÖTÜ OLDUĞUNUN HİÇ BİR ÖNEMİ YOK !!
HAVANIN NEKADAR SOĞUK VE SICAK OLDUĞUNUN DA BİR ÖNEMİ YOK !
ÖNEMLİ OLAN TEK ŞEY , NEDİR BİLİYORMUSUN ?

NASIL? HAYATTA KALDIĞIN , NASIL? SORUMLU OLDUĞUN KİŞİLERİN HAYATTA KALMASINI SAĞLADIĞINDIR ,

CEVABI MI ? ASIL ÖNEMLİ OLAN ŞEY KİMİN NE DÜŞÜNDÜĞÜ DEĞİLDİR , ORDA BURDA AHKAM KESEN EMEKLİ EFSANE ADAMLARIN YORUMLARI DEĞİLDİR .
EFSANE OLAN ASLINDA ORADA YAŞANANLARDIR ,

BİR EKMEĞİ PAYLAŞIP AYNI PETTEN SU İÇENLERDİR . MATARA DEMİYORUM BAK PET DİYORUM . NEDEN BİLİYORMUSUN UZUN ZAMAN ÖNCE ÇOĞU DÜNYA ORDUSUNUN YAPTIĞI GİBİ BİZDE MATARAYI SADECE DENETLEME DENEN OLAYLARDA SÜS AMAÇLI KULLANDIĞIMIZI BİLENLER SADECE O ORTAMI PAYLAŞANLARDIR .

ÖNEMLİ OLAN NÖBETTE UYUYAN ASKERİNE NE KADAR YORGUN OLDUĞUNU BİLSENDE NEKADAR HASTA YADA NEKADAR SORUN YAŞADIĞINI BİLSENDE ONA KARŞI SERT DURARAK , KORKULARAK BAKILARAK , HERŞEYİ BİLEN BİR TAVIRLA UYUMA ASKER DEMEKTİR .
ASLINDA ONUN HAYATTA KALMASI İÇİNDİR DEDİĞİN HANİ YETERSİZ ÇOK DUYGULU NEFES DOLU FİLMLERDE REPLİK OLAN “ UYURSAN ÖLÜRSÜN “ DEMEMEKTİR.

SEN KOMUTANSAN ;BİLMİYORUM DİYEMEZSİN !!
SEN KOMUTANSAN ; KORKAMAZSIN !!
SEN KOMUTANSAN ; KORKULANSINIR!!
SEN KOMUTANSAN ; NET KARARLAR VERMEK ZORUNDASIN VE BUNLARIN DOĞRULUĞUNU SORGULATMAMAK ZORUNDASIN , BUNLARI UYGULARKEN HIZLI VE ATİK OLMALI TÜM SORUMLU OLDUKLARININ MORALİNİ YÜKSEK TUTMALISIN , ONLARA SAĞA DÖN SOLA DÖN YERİNE BU GÜN ARKADAŞLAR ÖLMEMEK İÇİN ŞUNLARI … YAPMAK ZORUNDAYIZ DEMEK ZORUNDASIN .
DAHA DA ÖNEMLİSİ İŞ TESKERE GÜNÜNE DAYANANA KADAR ONA ZULM EDER GİBİ GÖRÜNMEK ZORUNDASIN , TESKERİNİ ALIRKEN HER NEKADAR SANA SÖVSEDE KIZSADA ONA ÖLMEDİĞİ İÇİN SIKICA SARILMAK ZORUNDA HİSSEDERKEN SENLE VEDALAŞMADAN GİTMESİNE HİÇ SES ÇIKARMAMAK ZORUNDASIN .

EVET BİR ZAMANLAR ASKERDİK TERÖRÜN TERÖRÖ OLDUĞU ZAMAN MERMİLERİN YANINDA TISLAYIP , ŞAKLADIĞI ZAMAN YAŞADIKLARINI KAPIDAN ÇIKTIĞINDA UNUTAN ASKERLERİNE SİZİ AYAKTA TUTMAK NE KADAR ZORDU DİYEMEMEKTİR . KENDİ ARANIZDA DÜŞMAN OLMAYIN DİYE SİZE BEN GADDAR OLDUM DEMEK İSTERDİM . SİZİ NÖBETTE UYUTMADIM BİRİ SİZE ZARAR VERMESİN DİYE LAFINI SÖYLEYEMEDİM , HATALARIMI BİLSEMDE SİZE HATALIYIM DİYEMEZDİM . EVET SİZİ AYAKTA TUTTUĞUMDAN DOLAYI ÖZÜR DİLERİM . BİZ ASKERİZ SERT OLMALIYIZ , DUYGULARIMIZI GÖSTEREMEYİZ EVET BİZ BİR ZAMANLAR ASKERDİK !!!!!!!!!!

6 Kasım 2011 Pazar

4 Kasım 2011 Cuma

Bugün..çokkk...önemli...

Dün Bugün Yarın
Çok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir
şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da
yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup
batıncaya kadar
yaşadı.
Farkında olmadan boş olarak geçirdi bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, düne de bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep
bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!

4 Ekim 2011 Salı

çamur ,toprak artık yokmu ne!

Çocukken çok yürür,yoruluncada oturur yere, toprakla çamurla oynardım.Çamurdan neler neler yapardım.Bebekler,koltuklar,adamlar,evler..Tam bir heykeltraş gibi çalışırmışım meğer!
Dün gece arkadaşımdan eve yürüyerek dönmeye karar verdim.Saat çok geç değildi aslında 23.30 gibiydi ama sokaklar inanılmaz sessiz ve ıssızdı.Ne şiirler uyarladım kafamda ,neler neler ..O kısacık 1 saatte,sessizlik ve ıssızlık yaratıcı yapıyor,bunu anladım ki..Çocukluğum geldi aklıma,biraz dinlenmek için bir kaldırıma çöktüm,gözlerim yerde toprak aradı,yoktu.Biraz ilerde bir çocuk parkı vardı oraya yöneldim,ordada toprak yoktu.Üzüldüm,bozuldum.Meğerse bizim çocukluğumuz başkaymış.Her yer taş ,binalar ,yerler,hatta insanlar bile..

3 Temmuz 2011 Pazar

dağlar dağlar

Evde ki tüm pencereler açık,sonuna kadar,rüzgar tatlı tatlı dokunuşlarda bu akşam,tıpkı dün akşam olduğu gibi.Gözlerimi kapatıp diğer ben le konuşuyorum ara sıra,hani şu sürekli bana sataşan ben..beni yoldan çıkaran ,bana öfkeyi öğreten,bana hırsı anlatan..bu sabahtan beri yine kavgalardayız.Sessizlik hakim evde,sadece yan pencereden gelen kuş cıvıltısı,bana ormanın derinliklerinde olduğum hissini veriyor.Mesela toroslarda ki kesme köyünün yakınında ki o korkunç ormanda,korkunçluğu ,aslında büyüklüğünden ve güzelliğinden ..Mesela yenice ormenlarının bitmez tükenmez gözyaşlarında.
Özledim dağları,özledim ormanları,özledim yağmuru.

14 Aralık 2010 Salı

yanılmak


Yanıldığımı anladığımda ,seninle 3. günümüzdü.
Nedense konduramadım ne sana ne de bana..
Paylaştığımız anlar benim için yanılgı payı olmayan ,
özel zamanlardı,sen ben ,ben se sendik.
Yanılmışım..
Yanılmak, aslında yenilmekmiş,
hemde yenilginin en kötüsü,kendine yenilmek..
Bunu ben yaşıyorum,üstüne alınma,
sen se farkındalığınla bir bütün,ne kolay unuttun...
iyiki geldin hayatıma,iyiki böyle sonlandı,çünkü ben ,
seninle yeminimi bozup,yine kendime yenilmişim..
Bunun bir tekrarı olmayacak,artık yemin etmem de gerekmiyecek,
çok acıdı bu sefer çokk.
Biliyorum bu acı geçecek,tıpkı diğerleri gibi..
Biliyorum ,kalbimin yumaşak kalan o küçücük kısmı da nasırlanacak..
Demiştin ya, bir nedeni olmalı..
Ben o nedeni buldum sonunda..
Hüznüm çok,aslına bakarsan derdim de çok.
Hiçbiri umurunda olmuyo insanın,bu ateş içinde yanarken.
En kötüsü de ne biliyormusun?
Neden?

Hani bir şarkı var ya!
Deniz ve mehtap sordular seni ,nerede?
Nasıl derim ,terketti ,bırakıp beni gitti..

Ben söylemeyeceğim bunu ,sen aslında seni terkettin..

29 Kasım 2010 Pazartesi

21 Kasım 2010 Pazar

..........

Dört duvar arasına sıkışmış bir aşkı yaşamaktansa özgürlüğüme aşık olur hayatımı yaşarım inadına.. (GERATABA)

aslında bu kadar basit...


Bak bana ..ne görüyorsun? iyi bak..
Sana ne kadar prim veririm ,görebiliyormusun?
Ben senin sandığın, zamane ilşkilerinde
Vakit kaybeden,
Değersizlere değer veren biri gibi mi görünüyorum?
Hoşçakal öyleyse...
Ya da kal benimle..gözünün gördüğüne iyi davran,
Yüreğinin sesine kulak ver.
O bunu der ,şu şunu der,sanane..
Geçermi bir ömür böyle..
Ya da sen nesin kimsin bir bak kendine..
Sana 3 gömlek fazla geliyorsam, yine de hoşçakal...
Ya da 2 gömlek dar..
Hayat nedir sence?
Hayat an'ların toplamı değilmidir?
An' ları güzel yapmak bizim elimizdeyse eğer ,
Hayatımızın kötü geçmesi ne mümkün..
Karar ver ..
Ya benimle ya bensiz ..
Ben çoktan verdim o kararı,zamanın çok daraldı bilesin..
O zaman aralığı bittiğinde ,bana ,
Seni özledim dersen eğer,banane diyeceğim..
Napıyosun dediğinde, sanane diyeceğim..
İşte bu kadar basite indirgeyeceğim..

15 Kasım 2010 Pazartesi

deli divane


yaprakların sarısında yeşilinde,
özellikle turuncusunda aradım seni,
kuşların ötüşünde,kurbağaların sekişinde,
özellikle günün batışında aradım seni,
yoktun..
boğazımdaki kördüğümde,
gözlerimden akmayan yaşta,
yoktun..

ben sensiz yollarda,
sensiz aşklarla, yürüyorum,deli divane...

4 Kasım 2010 Perşembe

...........


bilmez onlar,bilmez,
içindeki ateş yanarken ,
nasıl da titrediğini..
ısınmak için uzandığın,
kıvrılmak için sarıldığın,
herşey bir boşluktur aslında..
doluya tutunmak da seni yakar,
ayıramazsın aslında ,önceleri,
tuttuğunu sanıp düşersin onlarca kez,
kalkarsın yeniden,bir daha ,bir daha..
ya gücün kalmamışsa artık,
işte o zaman tutarsan doluyu,
dibine kadar yanarsın...

yine bombok


zorluklar,çaresizler,köşeye sıkışmalar..neden hep ben?neden?tek bir konuda ,birşeyler düzgün gitse,yada düzgün giden birşeyler varsa ben farketsem..
artık dağlar taşlarda kesmez oldu,uzaya falanmı gitsem!ben bu kadar başarısızmıyım?değilim .aptalmıyım ?değilim.çok mu çirkinim?..??
offf !! yine bombok herşey..

13 Eylül 2010 Pazartesi

Uzun oldu!












Uzun zaman oldu,gittim gezdim dolandım geldim.Kimi zaman keyfli yollar yürüdüm ,kimi zaman cehennemi yaşadım.Yaşadığım kötü anılarımı arkaya attım güzel olanları sayfama sakladım.sadece fotoğraflar konuşsun bu sefer ,ben suskunum,ben..

sondan geriye,Olympos,kirazdere,sinop,bodrum

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Yalnızlık paylaşılırmı?


Yalnız hissetmek!kalabalıkların içinde bile yalnız olmak!
Çocuksun ,annen baban,kardeşlerin,akrabaların var,var da! sevinçlerini,acılarını,hüzünlerini paylaşamadığın..
Bütüdükçe büyülenirsin,bir an unutursun yalnızlığını ,platonik aşklar dolduruverir o boşluğu ,farkedemezsin.
Bir gün aşık olur onun peşinden koyun gibi gidersin,gözlerin açılıp insana dönüştüğünde yine yalnız olduğunu anlarsın.
Tanrı yalnızlık motifini ördüyse üstüne ne yaparsan yap kurtulamazsın.
Çocuklar verir sana, al oyalan söylenme der gibi,büyük bir coşkuyla işe yaramışlığın verdiği huzurla büyütürsün onları,en iyi olanı yaptığını sanarak..
Dersin ki,onlar yaşamasın yaşadıklarımı,sevinçleriyle sevineyim ,acılarıyla üzüleyim ,hüzünlerine ortak olayım..Olursun da başarabildiğince ..
Neye yarar ki!Durup baktığında sağına soluna yine yalnızsın, değersizce..
Yanın boş ,sağın boş, solun boş.Arkaya dönmek sana göre değilse ,ne yazık ki önün de boş..
Paylaşmak isteyipte paylaşılamıyan tek şey olsa gerek,Yalnızlık..

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Çekim gücü


Hani derler ya, zıt kutuplar birbirini çeker.Aslında doğru olan bu değil.Mesela, çok çekingen bir kadının sevgilisi ya da eşi tam tersi olabilir,işte tam da burda zıt kutuplar birbirini çekmiş diyebiliriz.Oysa,O çekingen kadının olmak istediği durumu eşi yansıttığı için birlikteler.
Düşündüğümüz bir çok şeyi kendimize çekiyoruz ,farkında olmadan.
Aman tanrım korusun bu benim başıma gelmesin dediğimiz şeyleri de çekiyoruz.Başıma gelmesin derken bile aslında ona yoğunlaşıyoruz.Başımıza gelmesini istemediğimiz olaylara daha net yoğunlaşıyoruz,kötü olduklarını düşündüğümüz için..
Başımıza gelmesini istediğimiz mükemmel olaylara da ,nasılsa olmaz düşüncesi yoğunluğuyla kendimizden uzaklaştırıyoruz.
Küçük bebeklere ya da çocuklara ,etrafındaki insanlar hep hastalanacak gözüyle sahip çıkmaya çalışırlar,aslında hastalığı çekerler ve küçük bebekler sık sık hastalanırlar.İnsanlar da buna ,Bebekler hasatalanarak büyürler diye sebeplendirirler.
işin özü gerçek anlamda hissetmek.Zamanın herhangi bir diliminde kendimizi ,hissettiklerimizi çeken bir mıknatıs gibi görmeliyiz.Kendimizi net ve kontrollü hissettiğimizde net koşulları çekeriz,mutlu hissettiğimizde mutlu koşulları çekeriz,sevildiğimizi hissettiğimizde sevgi dolu koşulları çekeriz.
Hadi şimdi net ve kontrollü hissetme zamanı..




kaynak;Çekim yasası-ESTHER&JERRY HICKS

11 Temmuz 2010 Pazar

mengen yaylaları


Bu hafta sonu çadırımızı Bolu Mengen yaylalarına kurduk.Yaban kazları, 17 kişiydi bu defa..
Kamp alanımız çok güzel,hatta,kütüklele çevrili,üzeri naylonla kaplanmış,içinde yanabilen bir kuzine,ufak tefek mutfak eşyası bulunan aşağı yukarı 40 metre kare kapalı bir bölümü bile vardı.
Bu bölümde en çok dikkatimi çeken,kapı ağzındaki kocaman yazıydı.
-burası herkesindir,Allah rızası için iyi kullanalım-
Bu yazı çok güzeldi benim için,çünkü; o yazıyı yazan kişi şunu da yazabilirdi;-Burası benim girmryin ve kullanmayın .
Bu bölümdeki kuzine de odun yakıp üzerinde yemek yemek yapmak ayrı bir keyf oldu .Yemek demişken,
yörenin kadınları bize sarıkız dedikleri mantarlardan toplayıp,nasıl pişirmemiz gerektiğini anlattılar,biz de pişirdik ve afiyetle yedik.Bu tip bir mantarı ancak oralarda bulabilir ve yiyebiliriz sanıyorum.Çok özel bir lezzete sahipti.
Her zaman ki gibi gece, kamp ateşimizi yakıp etrafında daire oluşturduk.Şarkılar türküler..
Sabah erkenden kahvaltı hazır sesleriyle uyandık,ya da benim gibi uyanamadık.Güne güzel bir kahvaltının ardından közde pişen kahveyele başlamış oldum.Çadırları toparlayıp sırtlanmamız için 1 saat kadar zaman vardı.Saat 09 30 gibi evimiz sırtımızda yaklaşık 3 saatlik orman içi yürüyüşün ardından ,bir köy evine gelip ,bizim için hazırlanmış su böreğini ve ayranı afiyetle miğdemize indirdik.Buz gibi akan köy çeşmesinde temizlenip paklandıktan sonra.dönüş yoluna çıktık,bu dönüşler bana hüzün veriyor,İstanbula dönmek kabus gibi.
Bu arada kampta ,sabah çiçek toplayan bir arkadaşımız siyah bir yaban domuzuyla nerdeyse burun buruna gelmiş.Böyle bir durumda yüksek bir yere çıkmak gerekiyormuş,çünkü;domuz yüksek bir yere çıkamazmış..
Bir daha ki kampı iple çekiyor olacağım..

5 Temmuz 2010 Pazartesi

tıpkı sen gibi..


gecenin elinden tuttum yine,
önce dizlerimde okşadım ,
saçlarını tel tel ayırdım severek,
avuçlarımda hissettim ..
Kocaman gözleri vardı,
yıldız yıldız bakan,
teni esmer ,saçları dalgalıydı,
tıpkı sen gibi,
ürküten,ürperten ama vazgeçilmyen..
Bu, benim fikrimdi aslında,
belki de geceyi çok sevmem,
belki de sana benzetmem,
bu ,benim fikrimdi..
Daha da uzun olmalı esmer gece,
sabahlar senin,
ruhsuz ,mutsuz hem de uykusuz,
düşlerin yoktu sabahlarda,
hayallerinse hiç olmadı,
sen, hep bendeydin ,tıpkı gece gibi,
ben ,sende olamadım güneş gibi,
yakamadım tenini ,
gecenin soğuk yüzü vardı elllerimde,
tıpkı sen gibi,
ürküten ,ürperten ve gizemli..

N.Z 5 temmuz 2010