İyi ki dvd ye elimi atıp film izlemek istemişim.Ağlamaya ne kadar çok ihtiyacım varmış meğerse..Hem de ne ağlamak,salya sümük.
Harika bir senaryo,kırk yıl düşünsem böyle bir hikâye aklıma gelmezdi doğrusu!
BENJAMIN BUTTON'ın Tuhaf hikâyesi(filmin adı),sinemalarda halen oynayan bir film.
Fantastik film seviyorsanız ve de ağlamak istiyorsanız hemen izleyin derim...
10 Şubat 2009 Salı
9 Şubat 2009 Pazartesi
KoNuŞmUyOr ??
Öğlenden sonra ,club te ,koşu bandının üstünde geçmek bilmeyen saatleri yaşarken,tam karşımda dev ekran televizyonda ki programa takıldım.Aslında ,normal şartlarda izlediğim bir program olması mümkün değil..İzdivaç adında bir evlendirme programı..Ne kadar gerçek olduğu tartışılır bana göre,ama koşu bandındaki çileme yardımcı olmadığını söylersem yalan olur.
Programa bir beyefendi evlenmek için başvurmuş,bu bey otuz yaşında,yine programa evlenmek için başvuran bir hanımefendiyi beğenmiş,hanım kız da onu beğenmiş.Buraya kadar iyi hoş,Allah mesut etsin demek geliyor insanın içinden.
Kızcağızın babası da onay vermiş.Ancak annesi olmaz diyor,çünkü;damat adayı konuşamıyor,daha doğrusu konuşmuyor.Hiç mi hiç konuşmuyor,derdini yazarak anlatıyor.
Damat adayı tam sekiz yaşından beri,bilerek ve isteyerek konuşmuyormuş!!!
Bu nasıl bir durumdur hâlâ anlamaya çalışıyorum!!!Çok ilginç!!!
Bir erkek çocuğunun sekiz yaşındayken başına ne gelmiş olabilir ya da ne yaşamış olabilir ki ,o yaştan bu yana tam tamına yirmi iki yıldır susuyor hiç konuşmuyor...
Benim aklıma gelen korkunç olaylar, umarım onun başından geçmemiştir...
Programa bir beyefendi evlenmek için başvurmuş,bu bey otuz yaşında,yine programa evlenmek için başvuran bir hanımefendiyi beğenmiş,hanım kız da onu beğenmiş.Buraya kadar iyi hoş,Allah mesut etsin demek geliyor insanın içinden.
Kızcağızın babası da onay vermiş.Ancak annesi olmaz diyor,çünkü;damat adayı konuşamıyor,daha doğrusu konuşmuyor.Hiç mi hiç konuşmuyor,derdini yazarak anlatıyor.
Damat adayı tam sekiz yaşından beri,bilerek ve isteyerek konuşmuyormuş!!!
Bu nasıl bir durumdur hâlâ anlamaya çalışıyorum!!!Çok ilginç!!!
Bir erkek çocuğunun sekiz yaşındayken başına ne gelmiş olabilir ya da ne yaşamış olabilir ki ,o yaştan bu yana tam tamına yirmi iki yıldır susuyor hiç konuşmuyor...
Benim aklıma gelen korkunç olaylar, umarım onun başından geçmemiştir...
Saçmalamalar.....
Biraz bahçede yürüsem,biraz ıslansam,üşüsem,kendi kendime şarkı söylesem,homurdansam ,gülsem,ağlasam...Tam bunları kimsenin duymadığını ,görmediğini düşündüğüm anda ,ayağıma birşey takılsa...
Bu da ne diye eğilsem baksam...
Böylesine eski ve güzel bir demlik nasıl da bahçeye atılır diye hayıflansam,onu elime alsam,bir yere çöksem...Başlasam bu sefer onunla konuşmaya,onu sevmeye.. Bir anda elim çok ısınsa,demlik hareketlenmeye başlasa,korkarak yerimden fırlasam,onu elimden atsam...
veeeeeeee.....
Demlikten kocaman bir adam çıksa,dev gibi:)))))
Sesi tüm bahçeyi inletse,"dile benden ne dilersen"dese!!!!!
Offffffff!!!!!!!
NE GÜZEL OLURDU BEE!!!!!
8 Şubat 2009 Pazar
BaKmA BaNa

Bakma bana,
Ben bir garip çoban,
Sürümü kaybettim ,
Ararım olmadık yerlerde,
Olmadık zamanlarda,
Bulamam ,dönemem dağlara ne çare..
Bakma bana,
Ben bir garip hammal,
Yüküm sevgi,ağır mı ağır,
Yollar düz gider ben eğri,
Küfemin ipi keser omuzlarımı,acıtır,
Taşırım taşırım bitmez,biçare..
Bakma bana,
Ben bir garip arsız,
Severim,sevgiye doymam,
Yanılırım hep, ama yılmam,
Koşarım,kaçarım yorulmam..
Bakacaksan eğer bana,
Sürümü bul,
Yükümün yarısını al,
Arsızlığıma da gül gitsin...
Nurdan Z.08.02.09
7 Şubat 2009 Cumartesi
Başımızın Tacı,Geleceğin Mimarları
Dün gece televizyonda Kenan Işık'ın güzel bir programı vardı,Kenan Işık,konuk olarak çok sevdiğim sanatçılardan biri olan Haluk Bilginer'i seçmiş.
Programı başından itibaren sonuna kadar izledim.Haluk Bilginer gibi çok değerli bir sanatçının hayat hikâyesini öğrenmek bana bir çok şey kattı ,hayranlığım biraz daha arttı.
Doğrusu Kenan Işık ta sevdiğim sanatçılardan biriydi,dünkü programında beni çok yanılttı!!!
Haluk Bilginer'in ,oyun atölyesi adında bir tiyatrosu var ve oyunları kapalı gişe oynuyor.
Tiyatrosunun müdavimleri arasında da küçük bir erkek çocuğu varmış,en fazla oniki yaşlarında bir çocuk.İnanılır gibi değil ama bu çocuk her bir oyunu yirmi kere,otuz kere izlemiş...
Kenan amcası da programa konuk olarak çağırmış .
Programın ortalarında,küçük konuk stüdyoya geldi,Haluk Bilginer,bir çocuğa davranılması gerektiği gibi ,yerinden kalkarak ,onun seviyesine eğilerek hoşgeldin deyip öptü..
Çocuk,belki de ilk kez televizyona çıkmanın hetecanıyla,tüm saflığıyla ,boş olan Haluk Bilginerin koltuğuna oturuverdi.(oturması için başka bir yer yoktu zaten)
Haluk amcası onu görmenin mutluluğunu yaşarken,Kenan amcası,Haluk amcasının yerinden kalkması için(mimiklerini değiştirerek)ufaklığı uyardı.
Tam burda bende film koptu...
Sevgili Kenan Işık;
yapman gereken şey,yerinden kalkıp ona koltuğunu vermek olmalıydı en başından,yada onun için de bir koltuk olmalıydı orda.
Beni HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTIN.Senin gibi bir sanatçıya yakışmadı..
Eğer saygı görmek istiyorsan,önce saygı göstermelisin...
Çocuklar başımızın tacı.geleceğimizin mimarları sakın unutma!!!
Programı başından itibaren sonuna kadar izledim.Haluk Bilginer gibi çok değerli bir sanatçının hayat hikâyesini öğrenmek bana bir çok şey kattı ,hayranlığım biraz daha arttı.
Doğrusu Kenan Işık ta sevdiğim sanatçılardan biriydi,dünkü programında beni çok yanılttı!!!
Haluk Bilginer'in ,oyun atölyesi adında bir tiyatrosu var ve oyunları kapalı gişe oynuyor.
Tiyatrosunun müdavimleri arasında da küçük bir erkek çocuğu varmış,en fazla oniki yaşlarında bir çocuk.İnanılır gibi değil ama bu çocuk her bir oyunu yirmi kere,otuz kere izlemiş...
Kenan amcası da programa konuk olarak çağırmış .
Programın ortalarında,küçük konuk stüdyoya geldi,Haluk Bilginer,bir çocuğa davranılması gerektiği gibi ,yerinden kalkarak ,onun seviyesine eğilerek hoşgeldin deyip öptü..
Çocuk,belki de ilk kez televizyona çıkmanın hetecanıyla,tüm saflığıyla ,boş olan Haluk Bilginerin koltuğuna oturuverdi.(oturması için başka bir yer yoktu zaten)
Haluk amcası onu görmenin mutluluğunu yaşarken,Kenan amcası,Haluk amcasının yerinden kalkması için(mimiklerini değiştirerek)ufaklığı uyardı.
Tam burda bende film koptu...
Sevgili Kenan Işık;
yapman gereken şey,yerinden kalkıp ona koltuğunu vermek olmalıydı en başından,yada onun için de bir koltuk olmalıydı orda.
Beni HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTIN.Senin gibi bir sanatçıya yakışmadı..
Eğer saygı görmek istiyorsan,önce saygı göstermelisin...
Çocuklar başımızın tacı.geleceğimizin mimarları sakın unutma!!!
6 Şubat 2009 Cuma
ElVeDa

Kara bulutlardan sonra,
Fırtına sessizliğinde doğan,
Kış güneşi gibisin.
Uzakta parlıyor,
Gözümü kamaştırıyor,
Isıtmıyorsun..
Karanlığımı aydınlatıyor,
Kabuslarıma engel oluyor,
Ruhumu coşturuyor,
Ama üşütüyorsun..
Yerinde duramıyor,
Başka diyarlarda doğuyor,
Işığını solduruyorsun.
Çünkü korkuyorsun.!
Korkma,mevsim kış
Az sonra,yağmur fırtına
Sen nasılsa gidiyorsun
Elveda..
Nurdan Z. 06.02.09
sEvMeK

Neden sevdiklerimize kıyamayız,neden herşeyin fazlasını iyisini onlar sahiplensin diye uğraşırız..
Biliriz ki karşılığı yok,biliriz ki hiç beklentimiz yok ,neden o zaman,neden bu kadar emek,çaba,coşku?
seven mi olmalıyız,sevilen mi?sevmek mi daha çok egomuzu tatmin eder,sevilmek mi?
Sevildiğimizi bilmek,o emeği görmek neden şimartır?
Acabalar,bilinmeyenler neden daha çekici,bağlayıcı?
Sevdiklerimiz üşümesinler,biz üşürüz.Uykusuz kalmasınlar, biz uyumasak ta olur, hatta ,mümkünse onları uyurken seyreder,üstlerini örteriz.Onlar yorulmasın,biz ölürüz..
Neden yapılır ki bunca şey?
Sevgiden mi gerçekten??
Hangisi sevmek?
Yanında yürümek mi?
Arkadan kollamak mı?
Önden yol göstermek mi?
Yoksa sadece "seni seviyorum" demek mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)