26 Mayıs 2010 Çarşamba

Yenice-Karabük




Göz açtırmayan yağmura rağmen ,Karabük Yenice ormanlarındaki kampımız harikaydı..

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Dağlar kızı mı oldum ne !!!

Her hafta gittiğim dağlar,yaylalar,kanyonlar beni adeta büyülüyorlar.Hırçın ormanların beni yaralamasına,dik dağların nefesimi kesmesine,soğuk suların ayaklarımı üşütmesine,deli yağmurların benimle sevişmesine izin veriyorum.Bu çok büyük bir aşk...Şehirde olmak beni zorluyor,ağrılarım sızılarım endişelerim hiç bitmiyor.
Evet ben dağların kızı oldum azıcık sanırım :)

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Sansarak




Bu hafta Sansarak kanyonunda,zorlu bir parkur geçtik.Herşey çok güzeldi,herşeyi unuttuğum bir pazar gününün ardından ,yine yeniden pazartesi sendromuyla istanbuldayım.

Fotoğraflar harika görmeye değer,sevgili Mineye teşekkürler..

16 Mayıs 2010 Pazar

DÜŞ



Kimin fikriydi Aşkı yürekte saklamak?
Ve kalpleri kiralık evlere benzetmek..
Kimin işi zordu ayrılıkta,
Veda edenin mi yoksa bir vedayı evlat edinenin mi?

Kimin yüzüne tükürmeliydi hayat,
Maske takanın mı yoksa o maskeyi indirenin mi?
Bir kadın kiminle sevişmeliydi,
Kime sarılmalıydı kolları ya da kimin koynunda olmalıydı,
Cebi paralının mı,
Yoksa uğrunda paralananın mı?
Kimdi dost..
Geçip giden yıllar mı,
Yoksa pastanın üzerinde söndürülen mumlar mı?
Ve neden eşit dilimlenmezdi acılar,
Gelen davetsiz misafir çoktu,ondan mı?

Kimdi Aşk,
Yanında olan mı terk etmemecesine,
Yoksa kalarak acıtan mı gitmemecesine?
Bir Adam,
Bir kadını ölüm onları ayırana kadar mı sevmeliydi,
Yoksa kadın tutku bitince ölümü beklememelimiydi?
Adresler başka aldatmalar aynı değilmiydi?
Saatler ihaneti gösterdiyse gecenin geç vakitlerinin günahı neydi?

Severek ayrılma modasını ilk başlatan kimdi,
Kimin fikriydi sonsuza kadar dost kalmak?
Kimdi aşkını ilk kâğıtlara yazan..
Masumiyeti bir otel odasında bırakan kimdi?

Son gece son sigarayı içmek için sevişmek kâfimiydi?
Yoksa kapılar kapanınca ayak seslerini dinleyip ağlamak mı marifetti?

Giden kimdi,
Kalan kimindi?
Bu ayrılığı kim icad etti?

Ve geri dönmemeyi gidenlere,
Kimler öğretti?

EmRe Gökçe

14 Mayıs 2010 Cuma

Aşık olasım var..


Saatler 21 59 u gösteriyor,cafedeyim.Okulda festival olduğu için herkesler orda,benim bıcırıklarda..
Bugün festivalin konuğu Duman.Ona inat cafede dinlediğim müzik harika!
Ya da bugün bana öyle geldi ,bilemedim.Ama ben benden geçmiş durumda bu sakinliği yaşarken,aşık olasım geldi.
Bu şarkılar yalnız dinlenemeyecek kadar güzel ve baştan çıkarıcı..
Mesela tam da şu an kulağıma gelen ;

Oskar Harrıs/Alta Gracia

7 Mayıs 2010 Cuma

Tıkanıp kaldığında


Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,
soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini
ferahlatacak; Yeni insanlarla ’tanışmalı, yeni keşifler yapacak....
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
Gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da,
O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak
önce inip Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar,
yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
Gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek
için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir,
seher yeli okşamalı saçlarını...
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda;
Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu;
bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli !
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden
mutlu Olmayı beklememeli !
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için;
Kaçırmamalı !
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması
için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;
ağlamayı bilmiyorsan,
Neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten
herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı
bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını
zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,
hakkını verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin;
Bir teşekkür, bir elveda için...
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de
fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!

CAN DÜNDAR

4 Mayıs 2010 Salı

Ben bana bakarken


Hiç bir zaman hiç kimsenin bana acıdığını düşünmedim.Acımalarını da asla ve asla istemedim.
Neler yapıyor hayat bana?
Şimdilerde ben kendi kendime acır oldum.Sanki sahnedeki de ben ,izleyici de ben.Kendimi izliyorum ve ona acıyorum,gözlerim dolu dolu oluyor,ağlamamak için zor tutuyorum kendimi.
Hiç kimsenin bana acımasını istemezken ,ben,kendime acıyorum.Nasıl bir psikoloji içindeyim?Neler yapıyorum kendime?