6 Şubat 2010 Cumartesi

bir cuma gecesi bilançosu


Bir kadeh rakı,biraz beyaz peynir,iki dilim yeşil elma ama kahveli limonlu,bir tutam da yalnızlık.Her zamanın aksine ortalık sessiz ,yanımda ki kitapların kokusu karışmış,elmaya ,rakıya biraz da peynire..Bilirim güzeldir kitap kokusu,sanki başka türlü oksijen soluduğum,her sayfa başka bir nefes,her yudum başka bir dert,her lokma ızdırap.Düşünüyorum içtikçe,düşündükçe ayılıyorum.Ayıldıkça içiyorum,içtikçe düşünüyor,bu nasıl bir çelişki?Sonra kızıyorum kendime,herşeye,tüm dünyaya.Yakıyorum,yıkıyorum,dövüp ,sövüyorum,sonra da bu fırtınadan sıyrılıp,rahatlıyorum.
İşte bir cuma gecesi bilançosu...

5 Şubat 2010 Cuma

4 Şubat 2010 Perşembe

arkadaşlık ,dostluk









'mail kutuma gelen bu anlamlı masajı paylaşmak istedim.


SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..







demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden iğrendim...
onun derdini gördüm, derdime imrendim....
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...


Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun?
Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar.
Buna rağmen aslabirbirlerini görmezler.
Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.
Dünyanın en iyiarkadaşı haftası.


iyi arkadaşlıklara ..

3 Şubat 2010 Çarşamba

yaşam=fatura


Gün geçtikçe hayat daha zor ve çekilmez hal almaya başladı,en azından benim için..
Eskiyi düşünüyorum da,sadece elektrik,su,birde apartmanları temizleyen görevlilere verilen cüzri rakamlar vardı.Posta kutusunun içinden çıkanlar ,anlamlı ve değerli mektup ve kartpostallardı.Posta kutusunu açmadan bir kağıt ucu gördüğümüzde,acaba kimden mektup geldi diye heyecanla açmaya çalışırdık ,
o zamanların şirin ,bu zamanların canavar kutusunu.
O zamanlar biz de çocuktuk,gençtik, tek eğlencemiz ,bir arkadaşın evinde toplanarak radyodaki 'istekleriniz' programından şarkılar tutarak,posterlere bakıp iç geçirmek ya da mahalledeki sinemaya gelen Nuri alço,Ahu Tuğba,Serpil Çakmaklı filmlerini izlemek olabilirdi.Şimdi öylemi?
Yaşıyoruz belki ,sadece fatura ödemek için yaşıyoruz sanki.
Geçenlerde bir elektrik faturası geldi tam tamına 947 lira,oha dedim fabrikamı işletiyoruz noluyor?Hemen itiraz dilekçesi verdim,ama nafile.Bir itiraz dilekçesi daha verdim,sonuç yine aynı.Fakat şunu öğrendim ki ,her itiraz dilekçemin sonuçlanması yaklaşık 30 gün sürüyor,bu faiz işlemeden geçen zaman,yani 2 itiraz dilekçesi 2 ay zaman kazandırdı bana.Bugün 3. itirazımı da yaptım,gerekirse 13. itirazımı da yapıcam.
O bardaktan öbür bardağa aktarmak insanı cambaz yapıyormuş..

beyaz bembeyaz..


Cafemizin arka odasından dışarıya bakınca gördüğüm manzara inanılmaz!Bahçedeki ağaçların hepsi birer dantel gelinlik giymişler sanki..
Beyaz en sevdiğim renk,içim açıldı ,ruhum dinginleşti,bu şerefsiz hayata en güzel bakışlarımı attım bugün...

2 Şubat 2010 Salı

Nasıl istersen!


Dışarda, rüzgâr karla vals yapıyor,buğulu pencerenin sıcak tarafındayım,şanslıyım.Parmaklarımla birşeyler çiziyorum anlamsız,garip..Camda ki buğu bile anlayıp ağlamaya başlıyor çizdiklerime,ben anlamıyorum.Dışarda bazı çocuklar ,uzaktan bana birşeyler yazıyolar buğulu camlara,yine anlamıyorum.Belki de beni de çocuk sanıyorlar kimbilir?
Sokakta yürüyen adam,,o kadar sıkıyorki bedenini ,sıktıkça kastıkça üşüyor,donuyor.Oysa ,rahatlasa sıkmasa kendini üşümeyecek..Tabi önce buna inanmalı!
Solan çiçeklerim cam önünde ,üzgün dağılmış,güneşe muhtaç..Kış bahçemin tek duvarı,gökyüzünün ağlama duvarına dönmüş,keder kusuyor..
Bu kış ta böyle geçiyor,üşütüyor...
Camlar buğulu...

1 Şubat 2010 Pazartesi

hayırlar olsun..


Bismillah...
İlk gün,buzdolabı son nefesini verdi,mutfak inanılmaz karışık,müşteriler yemek ,yemek diye bağrınıyooo, elini kolunu zor hareket ettiren bir tamirci,adeta bir koala..adalet mi bu tanrım??